Havalar bir anda ısındı. Hem de kavuran cinsten. Kış uykumuzdan uyandık ama bir baktık ki yerimizden kıpırdayamıyoruz. Geçen yaz aklımıza geliyor. Gittiğimiz festivaller, gezdiğimiz şehirler… Özlemle anıları hatırlıyoruz. Koronavirüs salgınının birçok şeyi değiştirdiğinin farkındayız. Bundan sonrası nasıl olacak, yaşayarak anlayacağız. Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın, birçok insanda uzun süre devam edecek psikolojik etkilere yol açtı desek sanırım yanlış olmaz. Bundan mütevellit, koronavirüs seyahat gibi insanların bazı alışkanlıklarını da değişecektir. Turizm sektörü temsilcileri, koronavirüs sonrası seyahat ve tatil sektöründe köklü değişikliklerin yaşanacağını söylüyorlar.

Jule Verne seyahat ve etkinlik firmasının yaptığı bir ankete göre, “Koronavirüs sebebi ile koyulan seyahat kısıtlamaları kalktığında hemen seyahat etmeyi düşünür müsünüz?” sorusuna yüzde 53’ü hayır, yüzde 27’si evet, yüzde 20’si de zorunda kalabilirim cevabını vermiş.

Tatilcilerin, yurt içi gezi turlarını daha çok tercih edecekleri belirtiliyor. Turistlerin artık çok kalabalık ortamları ve açık büfeleri tercih etmeyecekleri öngörülüyor. Ne dersiniz kalabalık seyahat turlarının ve tatillerinin sonu mu geldi? Şimdilik büyük tur operatörleri için ne yazık ki gelecek pek parlak gözükmüyor. Bu da, küçük seyahat acentalarının önünü açacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konaklama tesislerinin, güvenli olduklarını gösterir nitelikte sertifikalandırılacağını açıkladı. Dünya Turizm Forumu Enstitüsü Başkanı Bulut Bağcı ise salgından en çok etkilenen sektörlerin başında turizmin geldiğini belirtiyor. Bulut Bağcı, önümüzdeki sezon tatil anlayışının nasıl olabileceği konusunda şu şekilde notlar düştü:

Sizce koronavirüs sonrası seyahat alışkanlığı nasıl değişecek?
Sizce koronavirüs sonrası seyahat alışkanlığı nasıl değişecek? Fotoğraf: Nemanja .O/Unsplash
  • İnsanlar kalabalık otellerden kaçacaklar ve aynı zamanda kalabalık olmayan tatil sezonlarını tercih edecekler.
  • Büyük oteller yerine butik oteller veya tatil köylerine rağbet artacak.
  • Toplu tatil etkinlikleri yerine daha sakin bir tatil anlayışı ortaya çıkacak.
  • Açık büfeler cazibesini kaybedecek. Yine her şey dahil tatil paketleri olsa da belki açık büfe yerine ala kart restoranlar dahil edilebilecek.

Bulut Bağcı, açık büfelerin aynı zamanda çok ciddi bir israf kaynağı olduğunun ve açık büfelerin zamanla kaybolmasının, oluşan bu ciddi israfın önüne de geçeceğinin altını çizdi.

Otel temizliği nasıl sağlanacak?

Turizm Bakanlığı’nın yeni yönergesine göre; otellere girişlerde sağlık kontrolleri yapılacak. Otel çalışanlarının maske, eldiven gibi hijyen kurallarına uyup uyulmadığı denetlenilecek. İşletmelerde 7/24 sağlık personeli bulunacak. Biliyorsunuz otellerde odalara giriş için anahtar ya da kart kullanılıyor. Artık bu da değişiyor; birçok otel bunların yerine cep telefonuna yüklenecek QR kod sistemine geçecek. Telefonunuzu kapıya okuttuğunuzda kapı ve elektrik sistemi otomatik açılacak. Ayrıca havlular artık poşetlenecek. Bununla birlikte, halıların kaldırılması, lobilerdeki koltukların azaltılması ve odalar temizlendikten en az 12 saat geçtikten sonra giriş yapılması ise şimdilik tartışılan konular arasında.

Sizce koronavirüs sonrası seyahat alışkanlığı nasıl değişecek?
Fotoğraf: Edvin Johansson/Unsplash

Plajlarda nasıl yüzeceğiz?

Bilim kurulu, deniz ve havuz suyunun virüsü bulaştırmadığı konusunda (kesinlikle bulaşmaz demiyorlar tabii) bir açıklama yaptı. Lakin yan yana güneşlenme sırasında gerçekleşebilecek hapşırma ve öksürme gibi durumlarda virüsün bulaşma riskinin olduğunu öne sürüyorlar. Bunun için plajlarda şezlonglar arasında mesafeler olacak. Bazı oteller aileye özel bina, havuz veya sahil seçeneği sunabilecek.

Ayrıca eskisi gibi dip dibe masaların olduğu restoranlar da olmayacak. En fazla 6 kişilik aile masaları yer alacak. Restoranlar açık havada, masalar arasında belirli mesafeler olacak. Eğlence mekânlarında da kalabalığa izin verilmeyecek. Tekne turlarında ise belli bir sayıda yolcu olacak.

Sizce koronavirüs sonrası seyahat alışkanlığı nasıl değişecek?
Fotoğraf: Sergio Souza/Unsplash

Tatil trendleri değişiyor

Karavan, çadır ve villa kiralamak

Seyahat severlerin bu yıl, tatil köylerini ve butik otellerini daha çok tercih etmesi bekleniyor. Misafir sayılarının az olması bu gibi yerleri daha güvenilir kılıyor. Ayrıca tarladan yiyeceğin toplanıp sofraya gelmesi tatilcilere hem otantik hem de daha sağlıklı geliyor. Bununla birlikte çadır, karavan veya villa kiralama alternatiflerine yönelim de bir hayli artacak.

Karavan kiralamak veya karavan sahibi olmak dikkat çeken bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Zaten bizim jenerasyondan birçok genç için karavan sahibi olmak en büyük hayallerden biridir. Koronavirüs salgınından sonra bu seçenek daha da mantıklı hale geldi. Çünkü sosyal mesafe veye kalabalık içinde olma derdi yok. Doğanın kalbine gidip, huzur içinde tatilinizi yapabilirsiniz ya da karavan kampları da keza diğer tatil yerlerine göre daha sakin ve güvenilir kalacaktır. Bunun yanında çadır kiralama ve çadır kampı da bir diğer tatil seçeneği olarak listede konumlanıyor.

Sizce koronavirüs sonrası seyahat alışkanlığı nasıl değişecek?
Fotoğraf: Sara Darcaj/Unsplash

Elbette bazı insanlar, bütçeleri yetse dahi otellere gitmek istemeyecektir. Bundan dolayı ekonomik durumlarına göre daha şahsi tatil planları yapmak isteyecekler. Nedir bunlar? Villa, yazlık ev, pansiyon ya da tekne kiralama. Bu seçenekler arasında özel villalar en güvenli konaklama tercihi olacak gibi duruyor.

Koronavirüs sonrası uçak veya otobüs ile seyahat

Koronavirüs sonrası uçak yolculuğu acaba nasıl olacak? Bilet fiyatları hem uçaklarda hem de otobüslerde artacak gibi duruyor. Ne dersiniz, memlekete gitmek de artık lüks mü olacak?

Jule Verne seyahat ve etkinlik firmasının yaptığı bir ankete göre, “Koronavirüs sonrası ilk yurtiçi seyahatinizde hangi ulaşımı tercih edersiniz?” sorusuna yüzde 80’i otomobil, yüzde 17’si uçak, yüzde 3’ü otobüs/tren şeklinde cevaplamış.

Bazı havayolları firmaları kendi kararları ile orta koltuğu boş bırakmayı düşündüğünü açıkladı. Tabii bu da bilet fiyatına yansıyacaktır. Uçulamayan ayları da, uçuşlar başlayınca bilet fiyatlarına yansıtacaklar mı?

Uçak firmaları ateş ölçümü, zorunlu maske ve eldiven kullanımı gibi çeşitli sağlık önlemleri almayı planlıyorlar. Ayrıca 10 dakika sonuç verebilen hızlı korona testlerinin kullanılması gündemde. Mesela; bilmem kaç euro verip bu testi yaptırırsanız tatilinize hemen başlayabilirsiniz ya da ilk etapta 14 günlük karantina sürecine girmeniz gerekebilir. Kuzey Karolina Üniversitesi’nden Epidemiyolog Dr Nabarun Dasgupta, yeni bir yere gitmeden önce 14 günlük karantina süresinin de tatil planlarına dahil edilmesi gerektiğini söylüyor.

Fotoğraf: JESHOOTS.COM/Unsplash

Bazı havayolu firmaları uçaklarda standart temizliğin yanı sıra hijyen ekibi tarafından özel dezenfektan maddeler ile temizlik yapıldığını açıklıyor. Hijyen sebebiyle uçak içi gazete, dergi gibi yayınlar kaldırıldığını da ekliyorlar. Yine bazı havayolları sadece kabin bagaja izin vermeyi planladığını açıkladı. Kısacası havayolu firmaları uçakların daha güvenli ve hijyenik şartlara uygun olarak kullanılması için gerekli tüm önlemleri almaya çalışıyor.

Koronavirüs sonrası uçak seyahatlerinin nasıl olacağı konusunda tam belirgin bir durum ne yazık ki yok. Türkiye’de bu durum doğru düzgün tartışılıyor mu o da belli değil.

Peki ya otostop?

Ulaşım fiyatlarının artması ile bir yerden bir yere gitmek daha da masraflı bir hale gelecek. Peki, bu durum otostop kültürünü ve araç paylaşım platformlarını nasıl etkileyecek? Otostop sırasında, insanlar yolcu almaya zaten çekinirken bir de bunun üstüne koronavirüs riski eklenmiş olacak. Peki, bu durum parası olmayanlar için bir engel olacak mı?