Dikkat: Sinema yazıları spoiler içerir.

“Bir Spielberg filmi” diye okuyunca insan, zaten yapımdan kaliteli bir şey bekliyor. Muazzam bir film ortaya çıkmış. Sahneler çok çarpıcı ve müzikler dehşetti benim için.

Empire of the Sun filminin hikâyesi İkinci Dünya Savaşı döneminde, Şanghay’da geçer. Film, ne Çin ne de Japonya olan bir yerde, Japonların Çin’e saldırmasını ve İngiliz bir çocuğun ailesini kaybedip, zengin hayatının ardından tek başına kamplarda mücadele vererek savaşı ve hayatı anlamasını gösteriyor. Henüz çocuk Christian Bale’yi başrolde seyrediyoruz. O yaştaki göz dolduran rol yeteneğine hayran kalmamak elde değil.

Bir filmi seyrederken, sanki gerçekmiş gibi bir tepki ister istemez verebiliyoruz. Üstüne bizi duyacaklarmış gibi yönlendirme de yapmaya çalışıyoruz. Uçak düşüp, o kargaşada annesinin elini bırakınca “E be çocuk savaş var lan! Şimdi boku yedin. Tek başına ne yapacaksın?” diye konuşmaya başladım.

“Tanrı fotoğraf çekiyor gibiydi”

Uçaklara ve uçmaya hayranlığına bakınca küçük veledin umut taşıdığını ve özgürlüğü simgelediğini görebiliyoruz. Çocuk zaten başlı başına umut demektir her zaman… Beni en çok etkileyen kısım şurasıydı: “Bugün yeni bir kelime öğrendim: Atom Bombası, Tanrı fotoğraf çekiyor gibiydi.” Hâlbuki o, atom bombasını melek sanmıştı. Meleğin etkisinin yüzyıllar boyunca süreceği çok korkunç bir bomba olduğunu, radyodan şaşkınlık içinde öğrenmişti.

İnsan acı ile birçok şeyi tecrübe ediyor. Savaşın insana etkisini, özellikle çocuklara etkisini… Esir kampındaki insanların durumunu bizlere yansıtan bu film “savaş kötüdür” mesajını iletiyor bizlere. Annesinin suratını hatırlamayacak noktaya gelmesi… Miranda Richardson‘ın çocuğun eşyalarını boşaltmasına yardım ederken anne şefkatini hatırlayıp ağlaması… Ailesine kavuştuğunda çocukluk ve olgunluk arasındaki ince çizgi…

Filmin diğer önemli oyuncusu John Malkovich bir nevi Christian Bale’ye yol göstericiliği yapıyor. Kimi zaman önemsemez gibi gözükse de çocuğun olgunluğunun farkındaydı.

Ayrıca J. G. Ballard’ın aynı adlı romanından çevrilmiş yarı otobiyografik bir eserin kitabı hem okunmalı hem de filmi izlenmeli…

Yönetmen: Steven Spielberg
Tarih: 1987
IMDB: 7.7