Dikkat: Sinema yazıları spoiler içerir.

Minyon tipler… Makineden çıkmış gibi biçimli vücutlu kadınlar ve çiçekli elbiseler… Alışık olmadığımız kültür.

Çekik gözlülerin bazı filmleri çok kötü geliyor bana; kendimi zorlasam da izleyemiyorum.

Ama yaptılar mı da tam yapıyorlar. Dövüş filmi deyince benim aklımla Japonlar geliyor. Romantik komedi deyince de Koreliler… Son zamanlarda o kadar çok Kore yapımı romantik komedi izledim ki haliyle başı bunlar çekiyor. Geçenlerde de Çin yapımı bir aşk filmini ilk defa izledim: “In the Mood for Love (Aşk Zamanı). 1960 döneminden bir aşk hikâyesi bizi alıp, götürüyor. Mükemmel kelimesi bu film için yaratılmış olabilir.

Biraz önyargıyla başla tuşuna bastım. Sıkıcı, saçma sapan bir şey bekliyordum. Film hakkında IMDB puanı dışında bilgim de yoktu. Ama ilk dakikalarından itibaren “Hımm… İlginç bir şeye benziyor” diye düşünmeye başladım. Son bir senedir de zaten Uzak Doğu filmleri ilgimi çekiyordu. Çok fazla bilgim yok yani. Sıkılmadan, heyecanla filmi tamamladım.

Filmde dikkatimi çeken iki olay vardı. Biri, yansımalardan çekilen görüntüler. Bunun teknik bir adı var mı, bilmiyorum. İkincisi ise başroldeki kadın ver erkek başka birileriyle evliler. Film boyunca bu geri plandaki eşler zaman zaman ortaya çıkıp repliklerini söylüyorlar ama hiçbir şekilde suratlarını göremiyoruz. Arkadan gözüküyorlar ya da ayakları kamera önünde oluyor. Burada anlatılmak istenen şöyle bir şey olabilir; iki ayrı çiftin mutlu gibi gözükse de başta aslında hiç de öyle olmadığını, eşlerin birbirini bile zor gördüğünü, umursamadıklarını… gibi şeyler. Zaten filmin sonunda aralarındaki ilişki durumları belli oluyor.

Kadın ve erkeğin arasındaki ilişki o kadar tutkulu ki… Bakışlarıyla sevişiyorlar. Ellere dokunuşları tüm benliklerine yetiyor.

Müzikleri de harikaydı. Kadının zarafetiyle uyumluydu. İzleyin ve o derin sessizlik sizi içine çeksin ve aslında hiç sessiz olmadığını hissedin.