Dikkat: Sinema yazıları spoiler içerir.

David, okulda herkesin tanıdığı kıza âşık olan ama asla onunla birlikte olamayacağını düşünen çocuk. Jennifer, okulda popüler olma yolunda ilerlemeye çalışan David’in kız kardeşi. İki kardeş zıt karakterlere sahip ve o günlerde TV’de Pleasantville dizisi meşhur.

The Sims’i andıran kasabada herkes mutlu ve her şey mükemmel işliyor. “Harika” aileler ve evlatlar… Hayat o kadar mükemmel ki şimdiye kadar kara bulutlar bile gelmemiş buralara. Yangın nedir bilinmiyor. İtfaiye sadece kedileri kurtarmak için var. Kitapların içi ise bomboş çünkü “cehalet mutluluk”.

Hayatındaki boşluğu bu diziyi izleyerek geçiren David, dizinin düzenlediği büyük para ödüllü yarışmaya katılmak için günlerce diziyi ezberliyor. Yarışma günü, iki kardeşi TV kavgası yaparken kendilerini bir anda dizinin içinde buluyorlar. Bu arada dizinin siyah beyaz yayınlandığını da belirteyim. Renkli yaşamlarından bir anda her şeyin gri tonlarında olduğu dünyaya geçiyorlar.

Jennifer’ın yaşadığı olaylarla etraf yavaş yavaş renklenmeye başlıyor. Âşık olduklarında, öpüştüklerinde, resim yaptıklarında, seviştiklerinde… İlk deneyimlerinde yaşamın bir tarafında renkler beliriyor.

Yaşamın renkleri: Pleasantville

Yağmurun yağmamasını mükemmellik olarak niteliyorlar oysa yağmur, bereket demektir ve çoğu insan sever. Çocuklar sevişme nedir bilmiyor çünkü ne görmüşler ne de yaşamışlar. Geleneksel ahlak çizgileri ile iyilik ve güzellikleri tanımlanmış. Bu çerçevede de Pleasantville’de sadece iyi ve güzel var. Olumsuzluklar yok. Lakin biz hayatı tanımlarken iyinin yanında kötüyü, güzelin yanında çirkini ve acıları da ekleriz.

Bazen tamamen sorunsuz bir hayatı hayal ederiz. Aslında kulağa ne kadar da sıkıcı geliyor. Bazen üzücü şeyler yaşayınca sahip olduklarımızın kıymetini anarız. Ama filmdeki toplumun insanları cahil, robotlaşmış diyebiliriz. Ne yapmaları gerektiği çip yerleştirilmiş gibi kodlanmış.

Gidemediğimizin ötesinde ne var?

Ah, ne kadar da Amerikan rüyası değil mi? Mükemmel Amerikan aileleri!

İlk tecrübesini yaşayıp, gerçekten mutlu olanlar renklenmeye başlıyor. Hayat ajanda gibi düzenli ve kusursuz olduğunda değil hatalarla, çılgınlıklarla anlamlıdır. Seks hayatın parçası, sanat ve kitap bizi renklendirir. İnsanlar düşünmeli. Uç bir fikir gibi dile getirilen şeylerden korkmamalıyız. Çevremizi ve olanları sorgulamalıyız.

Coğrafya dersinde hocayı dinleyip, TV’nin içine giren Jenniger’ın “Pleasantville’nin dışında ne var?” sorusu aslında bizim kendimize her zaman sorduğumuz “Yaşamın ötesinde ne var?” ya da “Gidemediğimizin ötesinde ne var?” sorularıyla pencerede.

Yönetmen: Gary Rose
Yılı: 1998
IMDB: 7.5