Dikkat: Sinema yazıları spoiler içerir.

The Divide filmi ilk 10 sıralamasına benim için girmemiş olsa da konusu itibariyle bir hayli beni etkiledi. Haliyle heyecanımı paylaşmak adına bol bol spoiler içeren bir yazı olacak.

Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse: Nükleer bomba patlamış. Aynı bina içinde yaşayan birkaç kişi sığınakta saklanarak kurtulabilmiş. Günlerce orada kaldıklarından dolayı insanlıktan nasıl çıktıklarını anlatıyor.

İzlerken bir hayli rahatsız ediyor. “İnsan, içinde acaba böyle bir varlık mı ki, birkaç gün içinde bu denli sapkınlaşıp, çıldırıp, manyaklaşabiliyor; yoksa insan psikolojisinin bu denli zayıflığından mıdır?” diye önce bir sorgulamaya başlıyorsun. Daha sonra ya “Benim başıma böyle bir şey gelse ne yapardım?” diyorsun. İlk düşündüğüm ve en mantıklı gelen intihar etmekti. Dışarıda artık bir yaşamın olmadığını bile bile bitik şekilde yaşama isteği son ona kadar… Biraz da korku ve karşındakine türlü işkenceler yapabilecek kadar acımasızken kendi canına kıyamamak. İntihar şıkkının cevabını sonuçsuz bırakıyor.

Zaten…

The Divide

Bomba patlamış. Hem de Atom bombası! İçinde bulundukları bok çukuru, dışarıda var olmayan dünyadan bile daha iyi duruyor. Sözde ne kadar manidardır ki bombanın sebebini Arapların ve dincilerin etkisi olarak yorumluyorlar. Kendini akıllı sanan aptal bir Amerikalı, içinde yaşadığı ülkenin başına her gelenin asıl sebebinin, kendi hükûmeti olduğunu göremiyor hiçbir zaman.

Çılgın Koreliler

Anlayamadığım bir nokta şuydu, filmde radyasyona maruz kalmamak için kendilerini sığınağa kapatıyorlar. Tabii bunun etkisini ister istemez alıyorlar. Saçları, dişleri dökülmeye başlıyor. Nefes alırken çürüyorlar yani. Bunlar içerideyken bilimsel araştırma kıyafetleriyle askerler içeri geliyor ve küçük kızı alıyorlar. Daha sonra diğer eleman çocuğu bulmak ve dışarıda neler olduğunu anlamak için kapıyı açıyor. Kapıyı açtığında kapıdan itibaren tünellerle oluşturulmuş bir laboratuvar görüyor. Deney yapan, kocaman kıyafetli insanlar var. Yakalanmış küçük çocuklar garip bir kutunun içine konmuş. O sırada bir takım olaylar oluyor ve geri dönüyor hemen.

Anlamlandıramadığım, böyle bir şey kurulmuşsa demek ki sadece bunlar yaşamıyor. Dışarı birileri daha var. Hadi ufak çocukları yeniden insan ırkını canlandırmak için aldılar diyelim. Bunları da yediler boku, kaptılar radyasyonu diye de almadılar diyelim. İlk girdiklerinde sığınağa öldüremediler bunları. Kendi hallerinde çıldırmaya bıraktılar. Filmde bu araştırmacıların Koreliler olduğu çıkıyor. Her zaman derim manyak bunlar ne yapacakları belli olmaz diye. O kısım pek olmamış gibi geldi bana. Oturmamış. Eksiklikler var.

The Divide

Güçlünün hakimiyeti…

Yemek ve suyun az olduğu. Sıçtığın yeri temizleyemediğin bir yerde kapalı kalmak zorundasın. Tanıdığın tüm insanlar ölmüş. Dışarısı ne halde bilmiyorsun. İnsanın delirme noktasına gelmesi kolay. Ama vahşet saçan bir canavara dönmesi bu kadar kolay mı?! Gördüğüm nokta, filmin başından beri biraz atarlı tipler zaten filmin sonunda en boktan duruma düşenler oldu. Güçlünün hakimiyeti vardı. İlk çağlarda, topluluklar bu kadar kalabalık değildi; bastırmak için kaba kuvvet ve bu tarz korku unsurlarını kullanmak kolaydı. Günümüzde azınlığın hükûmdarlık sürdüğü toplumlarda toplumları korkutmak ve etki altına almak için bir takım milli duygular, din ya da birtakım diktatör vari şeyler kullanılıyor. Kaba kuvveti meşrulaştıracak faaliyetlerle yani.

Erkeğin canavarlaşarak kadın üzerinde pis bir egemenlik kurmasına tanık oluyoruz. Kadını cinsel olarak kullanıyor. Hatta sarışın kadınla fetiş sevişme fantezisine o kadar çok giriyorlar ki kadın en son seksten ölüyor. Zaten iki kadın var. Birinin elinden çocuğu alınıyor, kafayı yiyor. Diğeri halen soğukkanlılığını koruyor. Manidardır aslında bu o kızın ismi “Eva” Türkçe’deki Havva. 

Aslında çok da başarılı olmamakla birlikte yaşam nereye gidiyor sorusunu akıllara getirmesi ile sürükleyici bir film denebilir. 

Çocuğumun çocuğumun çocuğu zamanı muhabbeti vardır ya. Bu dünya böyle boktan olmaya devam ederse, bunların olması pek de ütopik değil.

IMDB: 5,8
Yönetmeni: Xavier Gens
Yılı: 2011
Türü: Dram, Bilim Kurgu, Gerilim