“Hayat” diye başlayan birçok benzetmeyle karşılaşmışızdır. Herkes kendi yaşadıklarına, gördüklerine göre farklı şekillere sokar hayatı… 

Hayat tatil bavuluna benzer. Büyük bir heyecanla ve mükemmel geçeceği umuduyla bavul yapmaya başlarız. Elimize ne geçtiyse teperiz içine. Ne var, ne yok, ne gereksiz demeden koyarız. Aslında yetmiştir aldıklarımız. Daha fazlasını isteriz: Bir farklı rengini ya da boyutunu… Seçim yapamayız bir türlü. Kıyafetler biter, aksesuarlara geçeriz.

Kurtulamayız ayrıntılardan. Ve şimdi fermuarı çekme zamanıdır. İstediklerimizi aldık sanırız. Yerli yerinde sığdırdık, her şey tamam oldu derken bir köşe patlak verir sığmayan bedenlerden. Kapanmaz fermuar o dolu elbiselerden.

“Of puf”la başlayan cümleler kararsızlık ve sinirle devam eder.

Taşan sabrımızdır o siyah şal. Arzularımızdır sığmayan kırmızı çamaşırlar. Öfkemizdir mor tişört. Ve kıskançlıktır sıçtın mavisi

Fermuarı çekme zamanı

Tekrardan açarız bavulu. Düzene koymak için bazı şeyleri. En alttan el gezdirmeye başlarız. Birkaç şeyi çıkarmak adına. Bir taneyi atmakla başlarız. Sonra ikincisi gelir. Bozuk koyduklarımızı düzeltiriz. Katlayıp yerleştiririz. Yer açılır. En alttan sağlam olur. Boşlukları doldururuz birkaç sutyen ve çorapla…

Şimdi fermuarı çekeriz. Kapanır tek hamlede. Alırız elimize bavulu içinde kıskançlıklarımız, hırslarımız ve tutkularımızla… Ve yola koyuluruz. Her şey güzel olacak diye düşünerek.

Zaman geçer. Açarız, kaparız bavulu. Bir şeyler lazım olur kullanmak için. Beğenmeyiz bir köşeye savururuz. Bir diğerini alırız. Bir tanesinde karar kılarız ya da… İçi kesinlikle dağılmıştır. Bu arada o geçen süreç içinde yenileri gelmiştir. Eklenmiştir artık hayatlarımıza ve bedenlerimize…

Ve yeniden yola koyulma zamanı. Ve yeniden bavul yapma zamanı. Nedense aynı şeyler tekrarlanır. İçine onlarca şeyi teperiz. Tam ağzını kapattık derken, köşesinden bir yerlerden dışarı fırlarlar. Sarkarlar…

Bazen en iyisi bavulu yanına hiç almamaktır. Yüksüz bir yaşam! Bavulu atmak ölüm değildir. Kimi zaman her şeyi geride bırakıp yeni bir başlangıç ya da biraz kafa dinlemek adına bir şey demeden kaçmak isteriz ya… Onun gibi bu da. Kimseye sorumlu olmadan, kafa şişiren sesleri duymadan gitmek. Öfkelerimizi, komplekslerimizi, kıskançlıklarımızı, acılarımızı bırakarak devam etmek. Bir bebek gibi günahsız olarak.

Başlık Fotoğrafı: David Ramos/Getty Images