Matthew Smith, İngiltere’de düzenlenen free party’lere uzun süre boyunca katılan bir fotoğrafçıydı. Tüm sürece tanık oldu ve 2017 yılında, İngiltere’nin rave hareketinin görkemli günlerinden tarihi fotoğrafları ve anıları Exis to Resist kitabında derledi.

Welsh Çiftliği çimenlerinde gece toplanmaları… Tarihi bir asma köprüde gizli buluşmalar… Bunlar, 1990’lı yılların başlarında İngiltere’de düzenlenen free party’lerin tablosuydu.

Nottingham’ın müzik Kolektifi DiY’den DJ Pete Woosh, Vice’a verdiği röportajda, tüm bu olaylarla ilgili: “Hafta içi ve hafta sonu tuhaf yerlerde çılgın partiler yaptığımız birkaç yaz geçirdik. Hiçbir şeyi değiştirmek için hiçbir plan yapmadık veya büyük planla hiç başlamadık. Sadece oldu” dedi.

Binlerce İngiliz için düzenlenen izinsiz partiler, Thatcherism’den (1) sonra ortaya çıkan gençlik kültürü ve kimliği belirleyen bir yaşam çizgisiydi. Rave’ler her türlü şeyi kabul ediyordu, tek kural iyi vakit geçirmek ve bedava yapmaktı.

Ancak 1994 tarihli Ceza Adalet ve Kamu Düzeni Yasası sert bir baskı yapmaya başladı. Futbol fanatiği kulüpleri ve gecekondu sahaları da dahil olmak üzere çeşitli alternatif gençlik kültürleri ve yaşam tarzları hedef alındı. “Tekrarlayan ritimlere” ve izinsiz kamp yapmaya karşı oluşturulan yeni yasa, 1992’deki Caslemorton Common Festivali’nin ardından doğrudan rave kültürüne yapılan bir saldırıydı.

Ceza Adalet Yasası (CJA), Londra’da, kültürü korumak için doğaçlama sokak partilerine dönüşen bir dizi protesto yürüyüşüne yol açtı.

(1) İngiltere’de Margaret Thatcher yönetiminde, 1980’li yıllarda uygulanan liberal görüşlere dayalı politika.