11 ayın vicdanını rahatlatma, günahlardan arınma hissini yaratma, cennetteki yerimiz için bir gıdım daha sevap oluşturma zamanı geldi. 11 ayın sultanı Ramazan kapımızı çaldı.

Küçükken babam “İnsan ömründe bir kez oruç zamanını yaz mevsiminde yaşar. O sıcakta çay toplarken oruç tutmak çok zordur” demişti. Benim ömrümde orucu yaz mevsiminde yaşama vakti… Ama yaşayan yok. O süre içinde çok şey değişti çünkü.

Ramazanın en çok sevdiğim yanı, özene bezene yemek yapılması ve kalabalık şekilde tek bir sofrada yemek yenmesiydi. Bizde genelde herkes kafasına göre yediği için aile sofralarını severim. Ayrıca küçükken sahura kalkmayı bayılırdım. Değişik gelirdi bana. Ama şimdi sahur zamanı hiçbir şey ifade etmiyor, çünkü o saatler hep ayakta olduğum için biraz zaman kavramı bende karmaşaya uğradı. Bu olay şuna döndü: “Nerede o eski ramazanlar!”

11 ay boyunca kafalarına göre takılan “bazı Müslümanlar” konu namaza niyaza gelince “Önce insan olmak önemlidir” der, ne güzel de der lakin Ramazan ayında “Bari hiçbir şey yapmıyoruz oruç tutalım” da der. En kolay ve dönemlik ibadet şekli diye mi?

Bir de alkol oranında düşüş yaşanır bu ay. Bu ay yapılan günahlar iki ile mi çarpılıyor? Normalde içmiyor musun? “Her gün dibini görüyoruz” diye hava atıyordun kızlara… Ama yarın Ramazan başlıyor diye son kez içmedin mi?

Dostum inançlarınla ilgili bana bir şey demek düşmez ama hani bir garip geliyorsunuz. Bi’ değişiksiniz be.