Göreme‘yi gezdikten sonra yine yürüye yürüye geri döndük. Annemin yarın Ankara’ya dönmesi gerektiğinden burada bizlerden ayrıldı. Biz de yol üstünde durakta oturduk, beklemeye başladık.

O sırada sağ olsun bir pikap bizi gideceğimiz yere kadar bırakabileceğini söyledi. Yolunun üstüymüş zaten.

Zelve Açık Hava Müzesi, Göremeden 3 km uzaklıkta ama müze ana yoldan içeriye doğru, 3 kilometre daha uzaklıkta. Müze kartı geçerli. 18 yaşından küçüklere bedava. Zelve’deki peri bacaları biraz da yorucuydu. Çünkü sürekli tırmandık.

Her şey buraya kadar çok iyi devam etti. Buradan artık Avanos’a geçip, orada da biraz dolaşıp Kayseri’ye geçecektik. Tabii müze gezmesinden sonra otobüs için ana yola ulaşmak lazımdı. Oysa yol 3 kilometreydi… Tabana kuvvet dedik ve yürümeye başladık. Yürüdük ve yürüdük. Su bitmeye başladı. Sıcak bastırdı. Salak kafam, güneş kremini bulamayınca bir şey olmaz diye üstelemedim. Kollarımın kızardığını biliyordum. Artık gözler yoldan geçen arabalara bakmaya başladı, bir insan evladı bizi alsa diye. Baktık insanlık yapan yok.

Artık parmaklar havaya otostop yapmaya başladık. Hayatımda ilk defa otostop yapıyordum. Otobüs saatte bir geçiyormuş ve artık bitmiş bir haldeydik. Avanos’a da daha kaç kilometre var? Ulan kimse almadı ya. Son model altlarına çekmişler, boş boş geçiyorlar. En son döküntü bir araba durdu. Terminale kadar bıraktı. Sağ olsun, yoksa yolda lapamız çıkardı. Terminale vardığımızda, kollarım ve suratım acıyordu. Susamıştım. Ayaklarım mahvolmuştu. Çok yorgundum. Hemen Kayseri’ye iki bilet aldık. (20 lira toplam) Avanos’ta dolaşacaktık ama o an tek düşündüğüm uyumaktı. Zaten her saat başı otobüs olduğundan hemen saat dolmadan yetişmişiz.

Böyle bir Nevşehir gezisi oldu. Çok memnun kaldım. Bir daha yolum düşerse balona binip, Derinkuyu’yu ziyaret edeceğim.

Başlık Fotoğrafı: Gezenbilir