Planda yokken bir anda kendimi Nevşehir ve Kayseri yollarında buldum. Benim için eğlenceli ve bir o kadar da yorucuydu ama kesinlikle mükemmeldi. 

Annemin bir arkadaşı Ozan-der korosunda. Hacıbektaş’ta da Halk Ozanları Festivali varmış. Dışarıdan misafir olarak da bizi davet etti. Okuldaki son sınavımdan sonra hemen Ankara’ya gittim. Cuma akşamı otobüse bindim ve sabah iki gibi Ankara’ya vardım. Taksi ile eve geçtim. Birkaç saat uyuduktan sonra sabah beşte kalktık ve otobüse binip, Nevşehir yolunu tuttuk. İndi bindi yapmak biraz beni sersemleştirmişti.

Grup otobüsündeyseniz ve içinde teyzeler varsa pasta, böreklerin havada uçuşmasına hazırlıklı olun. Festival, halk ozanları ile ilgili olunca yol boyu sazlı sözlü, şiirli geçti. Gerçi yolun yarısını uyuyarak geçirdim.

Bizim için ilk durak Hacıbektaş idi. Küçük, şirin sessiz bir ilçe. Festivalin adı da “2. Uluslararası Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması…” Her sene temayı bir âşıktan seçiyorlar. Bu sene Âşık Daimi orijin alınmıştı.

Hacıbektaş Kültür Merkezi‘nde panel gerçekleşirken, kardeşim ve ben ilçeyi keşfetmeye çıktık. Hemen yanda zaten turist bilgilendirme ofisi, karşıda Hacıbektaş Veli Müzesi ve Türbesi var. Bayağı büyüktü ve gerçekten güzeldi. Biraz aşağıda ise Hacıbektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesi bulunuyor. Yine bu yol ortasında Atatürk Evi var. Buradan beş dakika uzaklıkta ise türbe gibi ufak bir şey vardı, adını hatırlayamıyorum. Tabii bu saydığım yerler dışında birkaç yer daha var. Ama biraz uzaktaydı, gitmedik biz. Zaten geri dönüp yemek yedikten sonra semah gösterisini izledik. Gösteri demek doğru olur mu bilmiyorum, bu bir çeşit ibadet. Ve ilk defa canlı izleme şansım oldu. Sonunda sakın alkış yapmayın. Yok, öyle bir pot kırmadım.

Halk Ozanları Festivali'ne doğru Nevşehir yolcusu kalmasın

Güzelsin sakinlik…

İstanbul’daki yoğun koşturmacadan sonra şehrin sessizliği ilaç gibi geldi. Bu arada Nevşehir rahat bir yer gerçekten. Turistik bir yer olmasının etkisi büyük. Her markette rahat alkol bulabiliyorsunuz. Artı insanları yardımsever. Sorduğunuzda hemen yardımcı oluyorlar ve sohbet ediyorlar sizinle.

Daha sonra hediyelik eşyalara bakındık ve ondan sonra tekrar Kültür Merkezi’ne geçtik. Paneli dinlerken biraz kestirdim. Daha sonra konseri bekledik. Koroyu da seçilmiş güzel parçalar olduğundan keyifle dinledim. Sonunda, daha önceden adını bilmediğim ama hem şarkılarını hem de konuşmasını dinlerken çok etkilendiğim bir kadın çıktı: Şahturna

12 Eylül zamanlarından bir kadın, birkaç yıl hapis yatıyor. Bu sırada kör oluyor ve vatandaşlıktan çıkartılıyor. Almanya vatandaşlığa kabul ediyor. Konser sonrası kalacağımız yerlere doğru gittik. 15 dakika boyunca yıldızlar altında Cem evine doğru gittik. Hava çok güzeldi. Herkes yataklarına yerleşip, üstünü değiştirdikten sonra dinlenmeye çekildi. Ben ise kitabımı alıp bahçede okumaya başladım. Birkaç kişi de toplanıp bahçede saz çalmaya başladı. Kendi aralarında eğlendiler. Biraz ben de dinledim ama daha sonra uyku bastırdığından yatmaya çekildim.

Bu arada kaldığımız yerdeki teyzeler ömrümü yedi ya. İkinci gün de kalsalar birbirlerini yerler kesin. Dört yıl lisede yurtta kaldım böyle sorunla karşılaşmadım. Ses çıkartan biri yanlışı bilir pardon der, rahatsız olan bile bir noktaya kadar anlayış gösterirdi. Bunların hiç tahammülleri yoktu. Ama onları izlemek bile eğlenceliydi. Benim için farklı birçok şeyi gördüğüm bir gezi oldu.

Nevşehir’den genel olarak memnun kaldım. Daha aşağı tarafta Derinkuyu vardı. Ama rotamıza ters kaldığından gidemedik. Yerin yedi katı altını kim görmek istemez?! Başka sefere artık…