Birkaç gündür bayağı bir yoğunluk içerisindeydim. 39. Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali her şeyiyle bitmiş bulunmakta ve ben de kendi işlerimle ilgilenecek zamana kavuştum.

Festival için gelen folklor dansçılarından Bulgar ekibinin çevirmeni olarak görev yaptım. Dört gece beş gün kaldılar ve bugün tüm grupları yolcu ettik. Her ne kadar eğlenceli de olsa, benim için aynı zamanda yorucu geçti. Çoğu zaman otuza yakın kişiyle tek başıma ilgilenmek zorunda kaldım. Bu duruma organizasyonun eksikleri de eklenince fazladan sorumluluklar da bindi. Elimden geldiğince yardımcı olmaya ve üzerime düşeni doğru şekilde yapmaya çalıştım ve yaptığımı da düşünüyorum.

Genel olarak ne yaptık diye anlatmam gerekirse ufak Arhavi’de, olan zamanımızı bir şekilde doldurmaya çalıştık. Havanın güzel olduğu zamanlar denize gittik. Ama genel olarak yağışlı geçtiği için birkaç kezle sınırlı kaldı. Çifte köprüye götürdük. Dereye ayaklarımızı falan soktuk ve bol bol fotoğraf çektik. Çok büyük olmasa da çarşıda bayağı alışveriş yaptılar. Sahilde dolaştık falan.

39. Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali

Festival zamanı zaten gündüz ve akşam gösterileri vardı. Bu yüzden çalışmalar ardından yemek yeniyordu ve üstlerini değiştirip gösteri alanına gitmek zorundaydılar.

Bulgar ekibi ile ben çok eğlendim. Herkes samimi ve cana yakındı. Güzel arkadaşlıklar kurduk. Evet, facebook adreslerini unutmadık tabii.

Başıma da şöyle ilginç bir olay geldi ki bundan dolayı memleketten nefret ettim ve artık ne kadar az gelirsem o kadar iyi olacağına karar verdim. Akşam Bulgarlardan birinin doğum günü vardı. Kalınan yerin yemekhanesinde parti yapmaya karar verdiler. Alkol ve dans da vardı. Herkes eğleniyordu ama kimse kimseye sarkıntılık etmiyordu. Yemekhane görevlisi, yurdum cahil insanlarından biri babamı aramış. “Burada işler cılkından çıktı, kızın da nerede biliyor musun” gibi. Sinirlerim zıpladı eve erken gitmek zorunda kaldım.

Ama partiden şöyle notlar düşebilirim. Asıl oryantal bence onlarda olmalı. Hiçbir eğlencede göbek havası çalındığını görmedim Türkiye’de. Ömrü hayatım boyunca bu kadar göbek attığımı da bilmedim. Ayrıca ve tabii ki de Bulgar oyun havalarına eşlik ettim. Müziklerini sevdim. Daha önce de Bulgar ekibi içinde bulunmuştum.

Ayrılmaya yakın Gürcü ekibinden Lana adlı bir kadın şarap kâsesi hediye etti. Baya sohbet ettik sonra. Müzik grubu varmış ve Tiflis’de Tiyatro okuyormuş. Bulgar ekibinin liderlerinden biri de Bulgaristan’dan getirdiği bir bileklik hediye etti. Ayrıca grubumda çok güzel bir ikizimiz vardı. 

Sonuç olarak her şeye rağmen bu olayın içinde bulunmaktan keyif aldım. Ama seneye böyle bir organizasyonda bulunmam.