Birkaç saat daha İznik Gölü’nün tadını çıkardıktan sonra festivale doğru otostop çekmek için toparlanmaya başladık. Öğleden sonra hava da esmeye başladı. Sabahın dinginliği geçiyordu. Hemen gölün oradaki yol Bursa arabaları istikametiydi. Oraya doğru yürürken domates bahçesi gördük. İkişer tane domates hacıladıktan sonra bir araç bizi almak için durdu.

Üç kişilerdi araçta. Bizi Bursa’ya kadar götürdüler. Bursa’ya vardıktan sonra bıraktıkları otoyolda hemen başka bir tır bizi aldı. Bu seferki tırcı amca baya ilginçti. “Tahran Üniversitesi’nde metafizik okuyorum” dedi. Medreselerde eğitim almış. Bayağı değişik şekilde, medrese ağzı ile bir şeylerden bahsetti. Kendisi Iğdırlı ama eşi İranlı. Karnımızı doyurmak için bir yerde durduk. Bizim yediklerimizi de kendisi ısmarladı. Zaten yol boyu tüm kamyoncu ve tırcıların gözlerine bakıyorum yemek ısmarlasınlar diye 😀 Hep duyuyordum bunları.

Balıkesir için Edremit ayrımında indik. Balıkesir’e yaklaştıkça yollarda otostopçuları görüyorduk. Festival alanına yaklaştığımızın anlamıydı bir nevi. Birinin durmasını beklerken arkamızdan korna çaldı. Genç bir çift Akçay tarafına gidiyormuş. Bizi de arabalarına aldılar. Sohbet ede ede, biraz da dinlenerek vardık.

Şehre vardığımızda dolmuşların üstünde Rock Festivali’ne gider diye yazıyordu. Belirli bir yere kadar dolmuşla gidip, daha sonra bizi S.’in araçla alması için indik. Akşama doğru vardığımız için güneş altında sıra beklemek zorunda kalmadık. Gişeden kombine + kamp biletlerimizi alıp, çadır alanına geçtik.

Yalnız saçma bir güvenlik kontrolü vardı. Az daha jileti ve tırnak makasını da atıyorlardı. Mal mısınız? Jileti alın da kıllı bacaklarla mı gezelim?! Hayır, isteyen gezer de ben istemiyorum abi. Neyin kafasındasınız? İnsanların parfümünü falan da almışlar.

Festivalin ilk gününü insanlar çadırlarını kurmak ile geçirdi. Çadırları kurduktan sonra hava kararmış olsa da yolcuğun yorgunluğunu atmak için deniz tarafına gittik. Anam! Hayatımda girdiğim en soğuk denizdi. Kazdağları’na yakın olmasından kaynaklıyor olsa gerek. Bir de, çok fazla esiyordu. Güneşin en sıcak olduğu vakit bile mi ısınmaz bir su?! Hep soğuk! Keyfine yüzeyim diyemiyorsun. Son gün alışmaktan mı bilmiyorum, biraz suyun içinde fazla kalarak yüzdüm. Zaten sabah uyanınca ilk iş ayılmak üzere suya kendimi atmak oldu.

Akşamına da Metropolis konseri eşliğinde hoş geldin partisi vardı. İlk gece giriş çıkışlarda garip bir şey oldu. Biraz fazla girip çıktım festival alanına. Güvenlikçi bir kadın bel çantamı kontrol ettikten sonra “Sen çok girip çıktın, buraya da bakmam gerek” deyip göğüslerimin altını avuçladı. İyi halime denk geldi. Sonra “Neden laf sokmadım ki?” dedim kendime. Girip çıkmanın sınırı mı var? Seni bu iş için oraya koymuşlar. Girip çıkarak sen nasıl benimle ilgili ithamda bulunabilirsin ki? Hayatımda bu kadar ellenmedim sanırım anacım. Deseydim ya giriş çıkış bahane senin ellemen şahane diye.

Zeytinli Rock Fest detayları bir sonraki yazıda.