Gece 12 gibi Mudanya şehrine vardım. Arkadaşım araba ile beni otogardan almaya geldi. Kafamı artık taşıyamıyordum. Her ne kadar çadırı çok sevsem de aklımda sadece yumuşak bir yatak ve sıcak bir duş vardı. O an bunlar benim için büyük lükstü. Mudanya’ya vardığımızda önce yemek yedim ve ardından biraz sohbet ettik. Sonra kendimi duş bile almadan uykunun ellerine teslim ettim. Ertesi gün saat öğlen bire kadar uyudum. Uyandığımda güzel bir duş aldım. Kahvaltı ile enerjimi tam doldurdum. Artık Mudanya’yı gezme vaktiydi.

Rum evlerinin olduğu yere gittik. Sanırım o gün Mudanya’da herkes evleniyordu. O kadar çok düğün çekimi yapıyorlardı ki saymayı bıraktım belirli süre sonra. Unutmadan, buraya giderken Mütareke Evi’nin önünden de geçtik. Birbirlerine yakınlar. Rum evlerinin olduğu yerde Kalami restoranına rakı içmeye gittik. Denizin hemen kenarında olan, mavi tonlarının ağır olduğu şirin bir yerdi. Bir ufak rakıyı, sohbet ede ede bitirdik. Ardından şehri turladık ve eve döndük. Akşamını da sohbet, birkaç bir şey içme derken geçirdik. Ertesi gün için dinlenmem gerekiyordu. Tekrar bir otostop beni bekliyordu çünkü.

Dönüş vakti

Mudanya, Bursa ve Ankara'ya otostop ile dönüş

Sabah kalktım. Tekrar duşumu aldım ve Ankara’ya doğru otostop yapacağım arkadaşlarla buluşmak için metroya yol aldım. Buluşmanın ardından yol kenarından tekrar parmakları havaya kaldırmıştık. İnegöl tarafında giden bir araç bizi aldı. İnegöl’de indikten sonra birkaç dakika sonra hemen bir araç daha bizi aldı. Şans ki doğrudan Ankara’ya gidiyormuş. Tek gitmektense yol arkadaşlarının iyi olacağını düşünmüş. Yalnız ben ve diğer arkadaş yolun yarısını uyuduk ve sesimiz pek çıkmadı. Ön koltukta M. şoför ile muhabbet etti en azından. Ankara sınırına geldiğimizde şehir içi dolmuşları ile evin yolunu tuttum. Bir saat sonra evdeydim.

Yol boyunca en çok özlediğim şey sabah kahvaltısı ve tuvalet oldu. Benim için çok güzel bir yolculuktu. Evet, yorucuydu ama her şeyine değerdi. Böyle bir şeyi bir ay durmadan yapmak istiyorum. Belki ileride yurtdışı için deneyebilirim.

Böyle bir şey için çok paraya ihtiyacınız yok. Tamamen kendiliğinden gelişen bir şeydi. Cebimde zaten az para vardı. Fazlasına ihtiyaç duymadım desem yeri. “Bazı şeyleri şimdiye kadar ertelemek yerine daha önce yapsaymışım” dedim. İnsanlar kendi imkânlarını kendileri yaratabilirler. Eğer kıçınız rahata bağımlı değilse 200 lira gibi meblağ ile bir haftalık gezebilir, çeşitli yerlerde kamp yapabilirsiniz. Deneyin! Pişman olmayacaksınız.