Geçtiğimiz cuma günü sabah yedi treni ile Haydarpaşa’dan Eskişehir‘e yol aldım. Canım Eskişehir, beni bekliyordu.

Uyumamak için dirensem de yol sırasında 1,5 saatliğine kestirmişim. Tabii bu uykusuzluk, tren koltuğunda rahat oturuşu bulana kadar dönmeme sebep oldu. Geceden nereleri gezebileceğim konusunda notlar almıştım. İlk işim turist bilgilendirme ofisine uğrayıp, nasıl gidebileceğim ve nereler birbirine yakın gibi bilgiler almaktı. Ama koskoca şehirde, tren istasyonunun yanına “turist information” koymak çok zor olmuş. Siz gidince aramayın yok çünkü. Ama bu sizi üzmesin, birileri turist bilgilendirme adı altında bir yer açmış. Odunpazarı’nda, Cumhuriyet Müzesi’ne karşı durduğunuzda soldan devam edin, göreceksiniz. Aramayı bırakmıştım lakin her yeri gezdikten sonra şansa önüme çıktı.

Eskişehir bence güzel bir yer, ama hani beni alıp götüren cinsten de değil. Günü birlik gezi yaptım. Akşam Ankara’ya geçtim. Birkaç saat dilimi içinde yapılacak güzel şeyler var. Zaten Porsuk Nehri‘ni gezmek farz, saatlerini kaçırdım ama Gondol ya da Esbot turunu da deneyebilirsiniz. Gondol tercihim ama 15 lira, Esbot ise 1,5 veya 3 lira.

Odunpazarı’na doğru…

Odunpazarı ilçesi merkeze yürüme mesafesinde uzaklıkta. Hemen yanı başı olmasa da bizim İstiklal Caddesi uzunluğu gibi düşünün, belki biraz daha fazla ya da az. Tam kestiremedim. Odunpazarı’nda birkaç saatiniz geçecek. Birçok müze Odunpazarı’nda ve birbirine yakınlar. Karmaşık bir yer de değil.

Lüle Taşı Çarşısı

Adı üstünde lüle taşından yapılmış birçok eşyayı buradan alabiliyorsunuz. Sadece lületaşı dükkânları var.

Odunpazarı

Odunpazarı’nı gezmek birkaç saatimi aldı. Neredeyse baştan aşağı gezdim. Rengarenk bir ilçe. Belediye tarafından restore edilmiş. Komik bir durum oldu. Osmanlı Evi’ni ararken bir yandan bu evlerin fotoğrafını çekiyorum. Çocuğun birine “Evlerin içi gezilebiliyor mu?” diye sordum. Sandım ki müze gibi kullanılıyor. Çocuk “İçlerinde yaşıyorlar” dedi. Aynı zamanda, çok fazla türbeye de rastladım. Onu da gezeyim, onu da gezeyim diye dolanırken az daha bakır dünyasına da dalacaktım. Ankara’ya annemin yanına vardığımda ise ayaklarım çok pis şişmişti. Hava yağışlı diye sadece botlarımla gitmiştim. Uzun yürüyüşlerde iyi bir ayakkabı tercih etmek daha sağlıklı olabilir.

Kurşunlu Camii ve Külliyesi

Odunpazarı içinde bulunan bu cami 1525 yılında Osmanlı zamanında inşa edilmiş. Gördüğüm en güzel camilerden biri. Cıvıl cıvıl adeta. Kırmızılar insanı şen yapıyor.