Aşk hakkında gevelemeyeceğim. En son kişi olmalıyım. Bütün seçimlerim facia ile sonuçlandığına göre sözü Charles Bukowski‘ye bırakıyorum. Bakın acı ile değil facia ile! Bana Aşkını Getir bile anlamsız.

  • tanıdığım tövbekar alkoliklerin hiçbiri birinci sınıf
    profesyonel alkolik değildi, oyalanıp vakit
    öldürüyorlardı alkolle…
    elli yıllık ayyaşım ben, onların içtiği sudan
    daha çok alkol içtim; onları o aptal salak boktan
    alkolik havaya sokan miktarlarla ancak kendime
    gelirim…
  • “dinle,” dedim arkama
    dönmeden, “hipodromda atlardan söz etmek ölüm
    öpücüğüdür…””ne biçim kural bu?” diye sordu. “Tanrı kural koymaz.”
    dönüp baktım ona: “olabilir, ama ben koyarım.”
  • hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler
    her zaman vardır,
    William,
    neyin veya kimin
    bizi önce
    bulduğuna
    bakar,
    mahvolmaya hep
    hazırızdır.
  • Aşk ve sinekler söz konusu ise her şey mümkündür.
  • Ben gülümsüyordum, o gülümsüyordu, gülümseyen bir dünyada yaşıyorduk.
  • Psikiyatra ihtiyacı olmayan bir psikiyatr lazım bana ama öylesi yok.
  • Pazartesi sabahları otelde, hasta, kira
    ödenmemiş, ve aç, aylardır aç, ve
    bir sonraki şişenin parasıydı tek
    kaygımız, zirveydi, Tanrıydı.

Bana aşkını getir!