Pis moruk öyle laflar ediyor ki bazen ona çok sinir olsam da beni benden alıyor. Pis Moruğun Notları bizi yine düşündürüyor.

  • Ama eğlence ve tehlike, ekmek parasını çıkarmaya ve kedileri beslemeye yetmiyor.
  • Tanrı’nın insana üstünlüğü; insanın Tanrı’ya üstünlüğü, her şey bu kadar hasta iken annenin çilek kompostosu.
  • İntiharların havada asılı kaldığı ve sineklerin çamurla beslendikleri yerlerde daha uzun sürer yazlar.
  • Kentler insanları öldürmek için inşa edilirler ve bazı kentler insana kısmetli gelir bazıları gelmez, çoğu gelmez.
  • Bir şeyleri kurtaracaksak bu ancak mutluluk, gerçek ve akış kavramlarına yepyeni bir yaklaşımla mümkün olabilir; titreşimsel algılama ile. Henüz katledilmemiş çocuklar için geçerli bu, ama onlar da katledilecek, bire yirmi beş bahse girerim çünkü hiçbir yeni kavrama müsaade edilmeyecek -güç çetesi için fazlası ile yıkıcı olabilir, hayır, Camus değilim ben, ama, canlarım, teneke kafalıların trajediyi bu kadar küçümsemeleri beni rahatsız ediyor.
  • Solcular teker teker öldürülürken sağcıların pantolonları bile buruşmuyor.
  • Aşk penisi­lin almayı gerektiren bir hastalık.
  • Bana “kötülüğü” anlamaya çalışmamın söylenmesinden usandım.
  • Anayasa yozlaşmaya kalkan olarak tasarlanmadı.
  • Tanrı’nın insanları katillere dönüşür.
  • Psikiyatrlar tamamen yanlış oldukları bir gün kanıtlanacak mekanik klişeleri ile hepimizin hasta olduğunu söylemeye, bunun için de iyi para almaya devam edecekler, kulaklarımızı açmayı öğrenmeliyiz, bazı şarkı sözlerini hatırlıyor musunuz?
  • Santa Fe’de bir dostumla konuşuluşuyor, hayır, içiyordum, ve hayli tanınmış bir psikiyatr olan dostumun kulağına eğilip sordum: “Jean, gerçeği söyle bana, ben deli miyim? hadi güzelim, gerçeği, katlanabilirim.” İçkisini bitirdi, boş bardağı sehpanın üstüne koydu ve “Önce üç relimi ödemen gerekir” dedi. İşte o zaman en azından birimizin deli olduğunu anladım.
  • Arkadaşlık bu demektir: Deneyimin önyargılarını paylaşmak.
  • Haklısın, moruk, kadınlar sahtekarlara bu kadar güzel yalan söyledikleri için vurulurlar. Pekala, öyle olduğunu varsayalım -kadınların sahte erkekleri seçtiklerini- bu Doğa’nın kanununa ters düşmez mi? Güçlü olanın seçilmesi meselesine? Nasıl bir toplum bu?
  • Toplum kanunları ile doğa kanunları farklıdır, biz doğal olmayan bir toplumda yaşıyoruz, her an havaya uçma tehlikesi içinde yaşamamızın nedeni bu.
  • Öyleyse bugün cehennemin kıyısında bulunuyorsak sebebi ka­dınlardır diyorsun, öyle mi? Buna “kadın düşmanlığı” denir.
  • Trafik kazası sizin cebinizden para çıkması demektir, trafik cezası ise benim, üstelik bizi kendimizden korumakla görevli motosikletli çocuklar kendilerine yeni ev, araba ve orta sınıf altı karılarına giysi ve biblo alabilmek için her ay belli bir kota doldurmak zorundalar, bırakın bu aptal hikayeleri, araba kullanmıyorum artık, dün gece arabamı iskeleden aşağı ittim, tek bir şeye pişmanım. / Neye? / Lanet şey aşağı yuvarlanırken içinde olmadığıma.
  • Değişim içeriden dışarıya doğru gerçekleşmeli, sokaktaki adama yeni bir şapka verir gibi yeni bir rejim veremezsiniz, karnını doyursanız, Dizzy Gillespie’nin tüm plaklarını hediye etseniz bile iki paralık alışkanlıklarından kolay vazgeçmeyecektir.
  • İdeoloji silah satışı üstüne kurulmuş.
  • Bir eyleme geçmeden önce eylemin ruhunun nerede olduğunu ve eylem bittiğinde nerede olacağını çok iyi düşünmek gerek.
  • Helada beş dakika fazla kaldığı için işten kovulan adamlar biliyorum, anlatmak istemediğim çok şey gördüm, ama bir şeyi öldürmeden önce yerine daha iyisini koyabileceğinden emin olmalısın.
  • Yanında evden kaçmış on altı yaşında bir kız, midende de başkasının birası varken devrimden söz etmek kolay, uluslararası ün sahibi üç kıçı kırık yazarın OOOOOMMMM tezgahına kapılıp parklarda dans ederek DEVRİM diye bağırmak kolay, ama devrimi başlatmak, devrimi gerçekleştirmek başka şeydir dostlar.
    Tanrı kira ve şarap parasını çıkarmaya yetmedi, tanrı BEKLE dedi. Güç­tür hasta bir ruh ve aç bir karınla BEKLEMEK.
  • Sokaktaki her adamın ayağında sağlam bir çift kundura olsun, karnı doysun, arada sırada da iyi bir parça ile yatağa girsin isterim, tanrım, 1966’dan beri bir kadına dokunmadım, elime patlatıp duruyorum, hangi yöntemi denerseniz deneyin sihirli kutunun yerini tutmaz.
  • İsa çarmıhtan indi, şimdi bizi çivilediler lanet şeye.
  • Öğrenmek için Karl Marks okumayın lütfen, çok kuru bok. İnsanlık ruhunu tanımaya çalışın. Marks, Prag’a giren tanklardır, bu yola girmeyin, öncelikle Celine okuyun. 2.000 yılda yetişmiş en bü­yük yazar. Camus’nün Yabancı’sı, mutlaka. SUÇ VE CEZA, KA-RAMAZOV KARDEŞLER, tüm Kafka, keşfedilmemiş yazar John Fante’nin bütün kitapları, Turgenyev’in öyküleri. Faulkner’dan, Sheakspear’den ve özellikle George Bernard Shaw’dan uzak durun, inanılmaz siyasi bağlantıları sayesinde şişirilmiş bir balondan baş­ka bir şey değildir Shaw, önündeki yol asfaltlanmış ve gerektiğinde kıç yalamasını bilen bir diğer yazar da Hemingway’di sanırım, ancak aralarında önemli bir fark Hemingway’in ilk yazılarının iyi olmasıdır, oysa Shaw baştan sona bok yazdı.