İzlanda, Reykjavik’in 50 mil doğusu, çok sayıda zihinsel sağlık problemlerine sahip insanların yaşadığı izole bir eko köye doğru uzanıyor. Bununla birlikte Solheimar, sürdürülebilir, kendi kendine yeten bir topluluktur.

Londra merkezli fotoğrafçı Mariann Fercsih ise bu eko köyü yeni çalışma odağı olarak seçiyor. Eğer modern toplumun bağımlı olmayı beklediği insanlar kendi kendine yetebilirse, onlar geri kalanlara neler öğretebilir?

Ferscik, “Bu insanların nasıl yaşadığını görmek istedim” diyor. “Ne bekleyeceğimi bilmeden ama düşünerek oraya gittim, eğer onlar bu şekilde tamamen sürdürülebilir şekilde yaşayabilirlerse, o zaman neden yapmıyoruz? Gördüklerim beni derinden etkiledi ve öğrenme güçlüğü çekenler kimdi merak ettim; onlar ya da biz.”

Dünyanın ilk gerçek eko köyü

Solheimar ya da “Güneş’in evi”, 80 yıldan uzun bir süredir İzlanda’nın güney batısındaki sessizce yaşamış. Zamanın ilerisindeki bu topluluk dünyanın ilk gerçek eko köyü sayılıyor.

Organik tarım, engelli bireylerin refahı ve doğa tutkusu ile öncü bir öğretmen olan Sesselja Sigmundsdottir, 1930 yılında Solheimer eko köyünü kurdu. İşsizleri ve daha önce hapis yatmış bireyleri de içinde barındırıyor. İşsizleri ve daha önce hapis yatmış kişiler de dahil 100 sakini ile yavaş yavaş giderek büyüdü.

1974 yılında hayata gözlerini kapayan ama İzlanda’nın tanınmış bir ismi olarak hatırlanan Sigmundsdottir, 1928’de yeni bir tür topluluk için yaptığı planlarına şöyle not düşmüştü: “Tekstil, kitap ve mobilya üretimi için atölye çalışmalarının yanı sıra birçok hayvan, bir dere, bir şelale ve kaplıcalar ile büyük bir çiftlik.” Kapısız bir kooperatif.

Budapeşte’de büyüyen, 32 yaşındaki Ferscik, birkaç yıl önce İskoçya’da engelli bireylerle çalışan ve değişim programı ile oraya giden bir arkadaşından Solheimar eko köyünü duymuş. İlgisini çeken fotoğrafçı, bir gün oraya gideceğini söylemiş.

Hippi Jola

Solheimar’i ziyaret şansını elde etmesinden önce buranın sakinlerini tanımaya çalıştı, birçoğu ile arkadaş oldu, daha sonra onları ve olağandışı çevreyi fotoğrafladı. 63 yaşındaki Polonyalı eski hippi Jola ile yakın arkadaş oldu. “Zengin bir yaşamdan gelip, kocası ile İzlanda’ya taşındı. Çiftlikleri vardı fakat daha sonra boşandılar. Jola’nın fiziksel engeli vardı ve alkolizmle uğraşıyordu. Solheimar’da yaşam tarzını değiştirdi ve tekrar mutlu oldu.”

Ferchsik, Solheimer fotoğrafları işe bunun gibi birçok toplumdaki zorlukların farkındalığını artırmayı umut ediyor. Doğal olarak önyargılarla mücadele etmek anahtardır. “İki top taşıyan bir adamın fotoğrafını çektim” diyor. “İsmi Leifur’du ve onun fotoğraflarını kullanma izni formunu imzalaması için bir yol bulmalıydım. Ona yaklaştım ve düşündüm ki burada problemlerin olacak ama sorduğumda başını salladı ve yapabileceğini söyledi. Oturduk. Açıkça yazdı her şeyi. E-posta adresini, Facebook hesabını ve doğum tarihini de dahil etti.”

Kaynak: Independent