Tarih, mitoloji, doğa; karşınızda Çanakkale ⋆ We are the Hippies
close
SeyahatYurtiçi

Tarih, mitoloji, doğa; karşınızda Çanakkale

Tarih, mitoloji, doğa; karşınızda Çanakkale

Tarihi, mitolojisi ve doğası ile Çanakkale, cazibesini iki katına çıkartıyor. Kazdağlarının derinliklerinde doğayla bütünleşirken Tanrıların dağlarında dünyanın hakimi gibi hissediyorsunuz… Hemen yakınında, denizlerin çok da ötesinde olmayan Midilli’ye gitme planlarını yapmaya başlarken Çanakkale görmeniz gereken birçok yerin kapılarını çoktan sizler açıyor.

Balıkesir tarafından Küçükkuyu sınırına girince hemen sahil tarafında şirin bir beach&restoran karşılıyor sizi. İsmi Filinta. Reina gibi İstanbul’un önemli mekânlarını zamanında işletmiş Ali ve büyük projelerde çalışmış mimar eşi Sema ile birlikte işletiyorlar. İkisinin de restoran geçmişi var. İstanbul’dan kaçıp, Küçükkuyu’da açtıkları Filinta isimli mekân, yazın, gündüzleri denize girip, biranızı içebileceğiniz sıcak bir yerken akşam da arkadaşlarınızla rakınızı keyifle tokuşturabileceğiniz bir meyhaneye dönüşüyor. İnanılmaz lezzetli yapıyorlar yemekleri. Vegan mezeler de bulabiliyorsunuz. Şiddetle enginarlarını tavsiye ediyorum. Normalde sevmeseniz de sözümü dinleyin ve deneyin. İnanılmaz güzel! Sema ve Ali, ikisi de güleryüzlü, çalışkan ve hoş sohbet insanlar. Yolunuz düşerse demiyorum yolunuzu buradan geçirip, uğrayın.

Çanakkale’yi ilk defa beş ay önce taşınma vesilesi ile ziyaret etmiş oldum. Nedense bu kadar güzel olabileceğini hayal etmemişim. Üniversite eğitimi nasıl bilmiyorum ama hem yaşamak hem de öğrenci için ideal bir şehir bence. Henüz kalabalıklaşmamış ve betona teslim olmamış. Lakin Çanakkale Köprüsü ile birlikte bu durum biraz değişecek gibi. Ayrıca ne yazık ki Kazdağları için çok fazla termik santral projesi gündemde. Sadece bunlar olsa keşke… Üstüne maden ve HES projeleri de var. Rantçılar gözlerini Kazdağlarına dikmiş gibi. Tüm hepsinin yapıldığını düşünün ne doğa kalır ne Kazdağları ne de güzelim Çanakkale…

Çanakkale sahilinde yürüyüş yaparken karşınıza heybetli Truva atı çıkıyor. Bisiklet yolları çizilmiş her bir tarafa. İsterseniz bisiklet de kiralayıp, turunuza böyle de devam edebilirsiniz. Sahilin ne tarafında kalıyor tam hatırlamıyorum ama sahil boyu çeşitli kafeler zaten mevcut. Bir otoparkın karşısında barlar sokağı başlıyor. Ufak bir sokak ama güzel mekânlar da var. Akşam üzeri yürüyüşünden sonra bir bardak bira ferahlatacaktır sizi.

Çanakkale’de Mika isimli bir Japon restoranı da var. Veganların yiyebileceği, ismini şimdi hatırlamıyorum, tek yemek var. Oda haşlanmış sebze ve pilavdan oluşuyor. Değişik çayları mevcut. Bunları deneyebilirsiniz.

Biraz daha içerilere gidince Ece Ayhan Evi‘ni göreceksiniz. E-posta adresinizi bırakın, güzel etkinliklerin haberleri geliyor. Çanakkele’de müzeler de mevcut ama bir sonraki yazıda bunlardan bahsedeceğim.

Gelibolu’yu detaylı gezemedim henüz lakin kısa süreliğine gidip, dönmüştüm. Bu esnada çöp tenekesinde keyif yapan kedi ile tanıştım. Çanakkale’den vapurlar ile Gelibolu’ya geçebiliyorsunuz.

Bu arada Küçükkuyu, Ayvacık ilçesine bağlı bir belde. Ayvacık sanırım Çanakkele’nin en kötü yeri fakat ara sokakta çok ilginç ve bir o kadar da eski bir saatçi dükkânına rastlıyorsunuz. Öğrendik ki sahibi 20 yıl önce ölmüş. İki çocuğu da başka yerlerde yaşıyormuş. 20 yıldır kapısı açılmamış hiç. Öylece duruyor. İnanılmaz saatler tozlu dükkânda zamana karşı meydan okuyor.

Yazları Küçükkuyu, Assos tarafları tatil yapmak için ideal. Denizi çok güzel. Kamp atabileceğiniz yerler dağlarda bulurken, sahil tarafında kaçamak yerler bulabilirsiniz.

Ege’nin başlangıcı Çanakkale’yi seyahat planlarınız arasına alın derim.

Yeşim Özbirinci

Yazar Yeşim Özbirinci

Yazar. Gezgin. Maceracı. Vegan. Psy DJane. Fire Performer. ☮ Fakir ama kültürlü.

Bir Yorum Bırak