Hepimizin ilgi ile takip ettiği fire rope dart artisti Flow Mayhem‘in yüreklerimize dokunan ateşe başlama hikâyesini sizlerle paylaşmasaydım kendimi eksik hissedebilirdim. Bipolar eğilimini ateşin şifası ile kontrol altına alması ve ateşin gücünden bu denli güzel bahsetmesi benim için çok dokunaklıydı.

Medium üzerinde paylaştığı yazının çevirisi ile sizi baş başa bırakıyor, herkese ilham olmasını diliyorum…


Bir yazar veya blogger değilim ama yine de buradayım. Güven bana, yaralanmasaydım burada olmazdım. Arka bahçemde Eminem’i dinlerdim, rope dart oyuncağımla pratik yapardım. Fakat… Doktorum bir ay boyunca ayak bileğimi oynatmamam konusunda ısrarcı. Nisan ayında meydana gelen iğrenç bir burkulmadan sonra bu bir seçenek zaten değildi. Ayağıma gerçekten iyi bakıyorum çünkü çıkmam gereken şovlar var. Yine de bunun yerine, üretken olmanın başka yollarını arıyorum.

Bedenime iyi bakmam ve kendimi meşgul etmek için sağlıklı yollar aradığım gerçeği, 2015’ten öncesi ben ile ilgili pek tutarlı değil. Disiplin sahibi değildim, odaklanma problemi yaşıyordum ve kendimi geliştirme arzum yoktu. Aslında tam tersi oldu. Kendinden yıkıcı. Tepkisel. Düzensiz. Agresif. Şey… Artık saldırgan olmadığımı ima etmemeliyim. Ben kesinlikle öyleyim.

Küçükken (belki 5 yaşındayken), annem bir veli toplantısına gitti ve kızının eğlenceli bir çocuk olduğunu söyledi ancak “arkadaşlarının bir kısmını korkutuyor” dedi. İddiaya göre onlara çok sıkı sarılırdım, saçlarını çekerdim, üstlerine atlardım… Kulağa doğru geliyor. Çok fazla hatırlamıyorum ama tamamen görebiliyorum. Çok saçma bir enerjim vardı (çoğu çocuk gibi) ve kesinlikle çok heyecanlandığımı ve herkesi korkuttuğumu hatırlıyorum. Çok önemli bir şey gibi gözükmüyor. Çocuklar acayip yaratıklar. Öğretmenlerimin bilmediği şey, davranışlarla ilgili bundan daha fazlasını geliştiriyor olmamdı. Rastgele şeyler çalıyordum. Böylece onları okula getirip herkese verebilirsem benden hoşlanırlardı. Sırt çantam ağzına kadar doluydu. Oyun parkında oğlanlarla dövüşürdüm ve çılgınca yalanlar söyleyerek çocukların benim havalı olduğumu düşünmelerini sağlardım. 12 yaşındayken, bisikletimi şehre götürürdüm, arabaların arasına dikkatsizce yanaşır, etrafta dolaşıp yabancılardan sigara rica ederdim. Yaş aldıkça işler kontrolden çıktı. Yalanlar daha büyük yalanlara dönüştü. Küçük hırsızlıklar suç seviyesine döndü. Artık problem çocuktum. Yaptığım bütün garip şeyleri hatırlamıyorum. Tek bildiğim, genel davranışlarımın kesinlikle sağlıksız olduğu.

Lise daha iyi değildi. Olası kurallardan kurtulmak için mümkün olan her fırsatı aradım ve sadece bir uzaklaştırma ile okulu bitirmem gerçekten şaşırtıcıydı. Kolejde bile bir şeyler çalmaya devam ettim. Şimdi kılıfına göre yapıyorum; üçüncü dünya ülkelerini ve gezegeni tahrip eden şirketlere bağlıyım. Gerçekten de heyecan verici bir fırsattı. Kolej inişli çıkışlı yıllarımın başladığı yerdi. Haftasonları barlarda çalıştım ve çoğunlukla vardiyaya kaldım. İddiaya göre; bir kez işten sonra, Uber şoförümü taciz ettiğim için karakola bırakıldım. Gerçekten böyle bir şey hatırlamıyorum. Davranış ne kadar aşırı olursa, o kadar iyidir. Davranışlarımın çoğunun etrafında yoğunlaştığı şey buydu: aşır şeyler yapmak için bir plan! Sonuç iyi ya da kötü olsa da her zaman aşırı olanı özlemişimdir. Arabaları tahrip ettim, on binlerce dolarlık eşyalar çaldım ve kavgalarıma çok çabuk polis müdahalesi geliyordu.

Etiketleri çok sevmiyorum ve psikiyatri topluluğunun, teşhislerini aşırı derecede basitleştirmesini küçümsüyorum. Ancak “Bipolar olduğunuzu nasıl anlarsınız?” başlıklı broşürdeki her bir kutuyu işaretlemiş olduğumu kabul edeceğim. Hiç çok mutlu bir ruh hali yaşadınız mı? Evet. Abartılı özgüven? Evet. Konuşma ve düşünceler yarışıyor mu? Sürekli. Sebepsiz yere kolayca sinirlenir veya düşmanca davranır mısınız? Biliyorsun. Aynı anda birçok şey yapabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Hahhaaha. Liste uzayıp gidiyor.

Yani durum bu. Çok sayıda psikiyatri ile görüştüm ve bana bipolar spektrumun daha manik tarafında olduğumu söylediler. Doktorlar, belirtileri kitap ders tanımlarıyla eşleştirdiklerinde ne yapmaktan hoşlanırlar? Eğer bir psikiyatrsa, yapacağı ilk şey reçete defterini çıkarmak. Şimdi beni yanlış anlama. Yüzde 100 aşırı vakaların ilaç gerektirebileceği ve orta dereceli vakaların bile ruh hali dengeleyicilerinin sağladığı perspektifteki değişimden büyük ölçüde fayda sağlayabileceği konusunda hemfikrim. Fakat mesele şu ki, yazı boyunca kendimi çılgınca görmeme rağmen aslında bipolar spektrumun ılımlı tarafında olduğumu biliyorum. Tamamen işlevselim, arkadaşlarım var ve normal bir işe girme kapasitem var. Yani işler çok daha kötü olabilirdi.

İlacın tam amacını bilmiyordum. Özellikle çılgınca geçen birkaç aydan sonra, şans vermem gerektiğini düşündüm. Farkında değildim, ilacın etkilerinin kendimi gerçek anlamda “kendim” gibi hissettiren birçok eğilimi ortadan kaldırmak için tasarlandığıydı. Bir aylık deneyden sonra, fark ettiğim tek etki duygularımın yoğunluğunun azalmasıydı. Başka bir deyişle temelde sadece “daha az hissettim”. Başarı? Şimdi daha iyi miyim? Kesinlikle kararsız davranmıyordum, onlara bunu vereceğim. Zamanında çalışmaya ve makul saatlerde uyumaya geliyordum. Ayrıca içimde biraz daha ölü gibi hissettim. Başarı? Bence değil. Birinin duygusal spektrumunun sesini kısarsanız, mutlaka daha mutlu olmayacaktır. Peki, ben ne yaptım? Hapları tuvalete attım ve her zamankinden daha güçlü heyecan arayan keşmekeş hayatıma geri döndüm.

Tamam. Yasal uyarı için hazır mısınız? Bu, benim paylaştığım kendi kişisel deneyimim. İnsanların ilaçlarını bırakmaları gerektiğini çünkü yan etkilerine aşık olmadıklarını ima etmiyorum. Elde ettiğim şey, bipolar bozukluğu olan bazı kişilerin ilaca iyi tepki vermeyecekleri ve doğru seçim olsun veya olmasın, almayı bırakma hakkını kullanmaları kaçınılmazdır. Bunu destekleyecek herhangi bir veriye sahip olmasam da ilaç kullanımında birinin hissettiği mutluluk seviyesinin, almaya devam etme motivasyonunu etkileyeceğini tahmin ediyorum. Daha yüksek seviyelerde mani yaşayan insanların duygu durum dengeleyici rejimine bağlı kalarak daha zor zamanları olabileceğine inanıyorum çünkü mutluluktan uçma (öfori) ve muhteşem hissetmeyi özleyecekler. Tekrarlıyorum. Bu bir tavsiye değil; sadece kendi tecrübelerimin bir hesabı ve yorumudur.

Bipolar davranışların orta derecede iyi bilinen bir eğilimi, rastgele hobiler ve projelere aniden takıntılı hale gelmesidir. Bu konsepte yabancı değilim. Kayak yapmak, şarkı söylemek, kaya tırmanışı yapmak, bisiklete binmek, bir rock grubuna katılmak gibi milyonlarca rastgele etkinliklere takıntılı hale geldim. Üniversitedeki dördüncü yıl boyunca, Santa Barbara’daki bir fuardan hulahoop aldım. Her zamanki gibi, hayatımın anlamını bulmuştum ve kendimi her gün-gece, ölene kadar, dünyanın en iyi hulahooper’ı olmaya adamıştım. İlk gün dört saat çalıştım. Ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yoktu ama kesinlikle şaşırtıcı olacağımı düşündüm. Sörf, kayak, tırmanma ve diğer heyecan verici hareket etkinlikleriyle karşılaştığım sorun çoğu zaman kolayca erişilebilir olmamaları. Bu, hiçbir zaman bir şey yapmamamının nedenlerinden biri. Ani bir manik geçirdiğimde kalkıp sörf yapamam. Bunun birlikte hoop çevirme anında taminârlık sağlıyor. Bunu her yerde yapabilirsin. Bu yüzden ilk defa, bir aydan daha uzun bir süre bir şeyle uğraştım. Hatta üniversitemde hoop dersleri olduğunu öğrendim ve hemen kaydoldum. Her gün pratik yaparak saatlerimi harcadım. Tüm enerjimi ve çılgınlığımı dansıma aktardım. Kendime olan bağlılığım ve odağım bile şaşırttı. Aslında hoop sınıfımdaki tutarlı öğrencilerden biri olduğumu fark ettim. İşler küçük ama gözle görülür bir şekilde değişiyordu. Bu, iki kutuplu “hastalığımın” her zaman sporadik ve güvenilmez olmadığına dair hipotemizin başlamasına yol açtı. Takıntıma kolayca erişebildiğim ve kendimde ilerleme kaydettiğimi görebildiğim sürece bunun tam tersi bir etkisi olabilir. Bu bilgiden güven kazanmaya başladım. Dünyanın en canlandırıcı hissiydi. Kendimi toprakladım.

Hoop dersindeki birkaç aydan sonra, öğretmenim bir festivalde gösteri yapmamı teklif etti. Çok mutluydum. Gösterinin görkemliliği bana çok çekici geldi. Başka bir hooper ile San Diego’ya gittim. Sahnede müzik çalıyordu. Sahneye yaklaştıkça üç dört dansçının olduğunu gördüm. Sadece dans etmediklerini görünce şok oldum. Oyuncaklarını yakıyorlardı. Aklımı kaybettim. Hayatımın en manevi deneyimlerinden biriydi. İzlemeye devam ettim. O sırada yeni bir dansçı devreye girdi. Oyuncağını yaktı ve dans etmeye başladı. Bu benim için yeni bir dans idi. Daha önce karşılaşmamıştım. Hulahoop, parıltılı çubuklar ve fanlar görmüştüm. Bu oyuncak, Kill Bill filmindeki dövüş sanatları silahı gibi görünüyordu. Uzun bir ipe bağlı, çok büyük bir ateş topu ile performans sergiliyordu. Ateş dansçısı dans ederken gülümsemiyordu. Tamamen ölümcül görünüyordu. Ateşin kendi de yoğun enerjiye sahipti. İzleyicilerin yüzlerini aydınlatarak hipnotize edilmiş ifadelerini ortaya koydu. Dansçının hareketindeki güç ve hassasiyet hayatımda istediğim her şeyi sembolize ediyordu: zarafet, gaye, güçlenme, irade. Garip bir şekilde, bazı olumsuz enerjilerimin, hareketine yansıyan yansımasını da gördüm. Öfkeyi, hayal kırıklığını ve egoyu açığa çıkardı. Vücudundan ayrılan tüm bastırılmış duygularını görebiliyordum ve onu izlerken, neredeyse benimki de beni terk ediyor gibiydi. Bu hissi ilk elden deneyimlemek için sabırsızlanıyordum.

Festivalde performans yapmadım. Bütün amacım değişmişti. Her ne kadar hulahoop beni flow art topluluğuna sokan ilk oyuncak olsa da ateş dansı doğrudan kafama çivilendi. Hulahoop’un yapamayacağı, bulmacanın eksik parçasını doldurdu: tehlike unsuru! Ateş dansı yabani ve ilkel bir eylem; bu dünyadaki hiçbir şey onunla karşılaştırılamaz. Festivalin ardından aynı oyuncağı satın aldım. Fire rope dart deniyordu. Kargonun geldiği gün çalışmaya başladım. Yaklaşık üç hafta sonra ateşle antrenmana başladım ve tamamen doyumsuz hissettim.

Önümüzdeki üç yıl boyunca daha fazla değişiklik ve değişime uğramaya devam ettim. Festivaller ve sosyal etkinlikler sırasında mücadeleye yine devam ettim, ateş topluluğundaki diğer akranlarla kendimi karşılaştırarak eylemlerimi rasyonelleştirdim. Ancak hiçbir zaman üniversite günlerinde olduğu kadar sorunlu değildi. Aslında eylemlerimin on kat kötü olmadığına şaşırdım. Fakat kullandığım ilaçlar antrenmanımın önüne geçtiği için akşamdan kalma hissi ile uyanmaktan yorulmaya başladım. Sorhoşlukla eşyalarımı kaybetmek hayal kırıklığına uğratıyordu çünkü her zaman rope dart’ımı kaybediyordum. Değişim için teşvik şimdi önemli ölçüde daha yüksekti. Acil serviste uyanmak, çıplak olmak, hastane yatağına sarılmak dahil çok fazla hata yapmış olsam da, kendimi ateş dansı ile topraklamanın bir yolunu bulamazsam ne kadar daha kötü olabileceğini hayal edemiyorum.

Ateş dansı benim dövüş kulübümdü. Daha erken kalkıyorum, eğitim için zaman ayırıyor ve sağlıklı besleniyordum, böylece kas ve dayanıklılığı geliştirebiliyordum. Büyük şirketlere yasadışı keşifler yapmak yerine, deneyimli rope dart artistleriyle ders almak için LA’a geziler planlıyordum. Bu dövüş sanatları / flow art karışımında doğal olarak yetenekli değildim ama çok hızlı bir şekilde öğrendim. Üç yıl içinde etkinliklerde kendi koreografimle performanslar sergilemeye ve bazı popüler videolarımın bazılarını internette görenlere özel dersler vermeye başladım. Bu yıllar içinde, biriktirdiğim kötü alışkanlıkları titizlikle kırmaya devam ettim ve daha önce yaşamım boyunca hiç hissetmediğim, kendi içimdeki duygusal istikrarı yarattım. Bipolar eğilimlerimden uzaklaşarak büyüdüm ya da en azından zihinsel sağlığım hakkında endişelenmeyi bırakabileceğimi, kontrol etmeyi öğrendiğimi düşünmeye başladım.

Ve işte! Bir festivaldeki gösterinin bitiminden sonra platformdan inerken ayak bileğimdeki bir bağı yırttım. Acı ile geçen bir aydan sonra, kendimi bir doktor ziyaretine ve bazı testlere teslim ettim. Dört ile altı hafta boyunca hareketsiz durmam emredildi. Bu, karşılaştığım tüm problemler içinde tahmin edilebileceği gibi benim en kötü kabusum! Artık endorfin yok, daha fazla adrenalin yok, amaç ve stabilite duygusu yok. Her gün ikinci gün yastığıma bağırıyordum. Duygularım hiç bu kadar delice olmamıştı. Fiziksel enerjimi ya da itici davranışımı yönlendirecek hiçbir şeyim yok. Hayatımda hiç bu kadar güçsüz hissetmemişim. Ve sadece duygusal refahımı hareket ettirebilmek için değil aynı zamanda finansal istikrarımın çoğunu da içeriyor. Stres seviyesi daha önce yaşadığımdan daha yüksek.

Bu yüzden, davranışlarımı kesinlikle benzeri görülmemiş bir düzeyde kontrol etme kabiliyetime bu kadar şaşırdım. Duygularımın eylemlerimi yönetmesine izin vermek için hep bahane olarak kullandım. Geçen ay boyunca en sevdiğim kişilerden bazılarına daha fazla mesafe katmak zorunda kalmama rağmen, bunun gibi stresli bir zamanda tahmin ettiğimden çok daha az çığlık attığımı veya kaba yorumlar yaptığımı söylemekten mutluyum. Temel olarak her zamanki gibi bipolar biriyim ancak bir şekilde onu idare etmek için biçimde daha donanımlıyım!

Bu başarıyı yalnızca, hissettiğim huzur ve ateş dansı hareket meditasyonundan edindiğim perspektif ile bağdaştırabilirim. Bu yaşam dersleri bana reçeteli hapların kullanımıyla öğretilemezdi çünkü duygularımı her zaman kontrol edemesem bile eylemlerimi kontrol etme yetkim olduğunu asla bilemezdim. Bir kez daha, insanları ilaçları kullanmaktan caydırmaya çalışmıyorum, sadece kendi tecrübelerimin paylaşıyorum. ilaç tecrübesiyle ilgili ilham veren başarı hikâyeleri anlatmış birkaç arkadaşım var ve bu yolla rahatlama buldukları için çok mutluyum. Santa Barbara’daki yakın arkadaşlarımdan biri stabil kalmanın bir yolu olarak ilaç ve flow art’ı kullanıyor ve o da inanılmaz bir sanatçısı. Bu, bipolar spekturumdaki herkesin, semptomlarını bireysel seviyede tedavi etmenin en iyi yolunu izlemeyi taahhüt etmesi gerektiği anlamına geliyor çünkü herkes tedaviye çok farklı tepki veriyor. Bu konuda bilgi ve kaynak zenginliği sağlayacak birçok güvenilir doktor ve daha geniş bir çözüm yelpazesi tartışılmadan, hastanın boğazını dikkatsizce kesecek diğerleri var. Bilgileri dikkatli bir şekilde toplamak her bireye bağlıdır.