Berlin'den Cadılar Bayramı için keyifli bir misafirimiz var: Bone Zeno
close
Müzik&Sinema&KitapRöportaj

Berlin’den Cadılar Bayramı için keyifli bir misafirimiz var: Bone Zeno

Berlin'den Cadılar Bayramı için keyifli bir misafirimiz var: Bone Zeno

Berlin çıkışlı müzisyen Bone Zeno, 26 Ekim Cadılar Bayramı etkinliğinde sahne almak için bu ay ülkemizi ziyaret ediyor. İlginç sahne şovları, kendine has müzik tarzı ve eğlenceli kişiliği ile dikkat çeken Bone Zeno Karga Bar’ın etkinliğinde yer alacak. Sahneyi paylaşacak isimler arasında ise Türkiye’den Reptilians From Andromeda ve İngiltere’den Gogo Loco bulunuyor.

Onu gezgin bir müzisyen olarak düşünebiliriz. Zira yaptığı besteler ve müziği nerede var olması ve yaşaması gerektiğini kendisine fısıldıyor. Bu sayede yaptığı müzik Bone Zeno’yu ilginç ve keyifli bir serüvenin ortasına sürüklüyor. Fas’tan Londra’ya, Portekiz’den Berlin’e uzanan bu müzikal yolculuğunda kendi müziğine dair büyük etkileşimler kazanmış başarılı ve ne istediğini bilen güçlü bir müzisyen var karşımızda.

Bone Zeno ile hem kendi müziğine hem de Almanya’daki müzik sahnelerine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Merhaba. Bize biraz kendinden bahseder misin? Neler yapıyorsun?

Daha kötüsü için daha iyi olmaya çalışan iyi bir müzisyenim. Bunu bir nimet ve bir lanet olarak düşünebilirsin. Açıkçası her yerde ve hiçbir yerde yaşamaya başladığımı müzik sayesinde keşfettim. Gitarım beni Hamburg’daki Reeperbahn’dan aldı. Berlin’den Londra’ya uzanan bir serüvenim var. 15 yıl yaşadığım yer olan Trinidad’a bir yıl ara verdim. Ve sonra beş yıl süren Fas serüvenim başladı. İstanbul’a geliyorum ve dikkat etmeni öneririm. Seni çok beğenirsem gelip seninle yaşayabilirim. Ama buna karar veren şey, kendi gitarım. Ben sadece onun taşıyıcısıyım. Gitarım benim kendi müziğimi şekillendiriyor ve nerede yaşamam gerektiğini söylüyor. Böylece yaptığım şey, gitarımın bir taşıyıcısı olmak.

“Müzik benim için hem bir nimet, hem de bir lanet!”

Müziğe olan ilgin nasıl ve ne zaman başladı?

Sanırım annem ve kız kardeşim ile başladı bu süreç. Annem Blues ve Reggae hayranıydı. Ve kız kardeşim bana ilk müzik albümümü hediye etti: The Beatles. Daha sonra bu süreci Jimi Hendrix’in efsanevi müziği takip etti. 17 yaşımda Einstuerzende Neubauten’i keşfettim. Ve bu durum benim için pek çok şeyi değiştirdi. İlk başta ressam ve grafik sanatçısı oldum. 15 yıl önce küçük bir garaj grubu için davul çalmam istendiğinde müzik yapmaya başladım. Ve o zamandan beri durmayı başaramadım. Denedim, boşuna. Müzik benim için o yüzden hem bir nimet hem de bir lanet!

Şarkılarının bir çoğunu dinledim. Özellikle canlı olanlara bayıldım. Müziğini belli bir kalıba koyamıyorum, kendine özgü spesifik bir havası var. Müziğine belli bir tarz desem diğerine haksızlık olacak gibi. Sen kendi müziğini nasıl tanımlıyorsun? Ve nelerden etkileniyorsun?

Çok teşekkür ederim. Black Milk albümümün etkileri biraz şey ımmm.. Beatles’ın A day in a life şarkısının etkisinde gibi olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışında dinleyip etkilendiğim çok müzisyen ve grup var. Slayer, Motorhead, Nick Cave, John Lennon ve her tarzdan Fas müziği. Ancak yine de bu albümdeki pek çok şarkı ölen 2 arkadaşımın erken ölümleri üzerineydi ve dolayısıyla etkilendi. Bu iki arkadaşımın erken ölümü, yaratıcılığımı ortaya çıkardı. Bu sayede kendimi daha güçlü ifade edebildim. Uzatmayayım. Eski şarkılarım ve Black Milk albümü sırasında yaşadıklarımın sentezi, kendi tarzımda daha iyi bir yer edindi.

“Berlin, bugün hâlâ orada bulunan uluslararası sanatçılarla birlikte ilginç şeyler yaratıyor gibi görünüyor”

Bize biraz Almanya’daki müzik sahnelerinden, müzik kültüründen bahseder misin?

Dürüst olmak gerekirse bunu yapamam. Gerçekten sadece kısa bir süre Almanya’da yaşadım. Ve bugüne kadar neler olduğuna dair hiçbir fikrim yok. Genel olarak söyleyebilirim ki Almanların müziği ya tamamen korkunç ya da nispeten daha iyi. Berlin, bugün hâlâ orada bulunan uluslararası sanatçılarla birlikte ilginç şeyler yaratıyor gibi görünüyor. Berlin’de yeni bir klasik müzik virtüözü, Chatschatur Kanajan ile birlikte çalışmaya başladım ve neler olacak hep birlikte göreceğiz.

Müzikal olarak ilerideki hedeflerin nelerdir?

İkinci albümü çıkarmak ve sonra akustik LP çıkarmak için yazdığım şarkıları yayımlamak istiyorum. Avrupa sokaklarında yaşarken. Ve umarım Manchester’dan Melbourne’e, İstanbul’dan Mexico City’ye harika gösteriler olacak!

Karga Bar'ın 2019 Cadılar Bayramı Afişi
26 Ekim Karga Bar Cadılar Bayramı etkinliği

“İstanbul’da çalmak çok uzun zamandır hayalimdi”

26 Ekim’de Reptilians From Andromeda ile Halloween partisinde Türkiye’de sahne alacaksın. Bu konu ile ilgili neler söylemek istersin?

Bu fikir oldukça heyecanlandırıyor beni! R.F.A beni sonunda İstanbul’da çalmaya davet ettiğinde çok hoşuma gitti. İstanbul’da çalmak çok uzun zamandır hayalimdi. Sonunda bu efsanevi şehirde çalacağım. Reptilians From Andromeda’ya gerçekten teşekkürler. Onlarla bir barda karşılaştım ve ilginç bir geceydi. 26 Ekim gecesi efsanevi bir gece olacak. İlginiz için size de çok teşekkür ederim. 26’sında orada mısın? Orada görüşürüz. Her şey için teşekkürler!

Şeyma Akgöz

Yazar Şeyma Akgöz

89 doğumlu, Aslan burcu insanı. Ulusal bir ajansta Medya İlişkileri / PR üzerine çalışıyor. Yaklaşık 10 yıldır sırt çantasıyla kamp yaparak seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim / yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, yoga, mistisizm, okültizm, ezoterik öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

Bir Yorum Bırak