Ali Başarır: "Türkiye’de Neo klasik müziği daha fazla kitle ile buluşturmak önemli"
close
Müzik&Sinema&KitapRöportaj

Ali Başarır: “Türkiye’de Neo klasik müziği daha fazla kitle ile buluşturmak önemli”

Ali Başarır

Müzisyen ve besteci Ali Başarır, 2010 yılından beri elektronik tabanlı müziği ile kendi tarzını güçlü bir şekilde oluşturmayı başarmış; Neo klasik müzik diye tabir edeceğimiz müziği ve bestelerini dinleyicisi ile bütünleştirmiş bir klasik müzik bestecisidir.

Ali’nin içedönük, kişinin kendi duygusal dünyasına herkes için ayrı niteliklerde dokunabilecek bir müziği var. Notalarındaki karanlık atmosferin içine gizlenmiş optimizm, Leonard Cohen’ın “Her şeyde bir çatlak vardır, ışık oradan içeriye girer” sözünü anımsatmıyor değil. 

Müziğindeki bu güçlü ikiliğin sanatına dokundurduğu süreçlerin nasıl şekillendiğini daha yakından öğrenebilmek adına kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Ali selamlar. Öncelikle seni biraz tanıyalım. Neler yapıyorsun?

Selamlar… İstanbul doğumluyum, İstanbul’da yaşıyorum, daha çok kendi halinde sakin bir dünya yolcusu olarak kendimi tanımlayabilirim. İlk dört sene elektronik ve son üç senedir de ağırlıklı olarak çağdaş klasik tarzda olmak üzere yaklaşık yedi yıldır müzikle uğraşıyorum.

Müzik yapmaya ne zaman başladın?

Ortaokul yıllarında özel olarak şan ve piyano eğitimi almıştım. Sonrasında o zamanki şartlar ve ne yazık ki birtakım yanlış yönlenmeler sonrası eğitimim bitince uzun yıllar özel sektörde “plaza insanı” şeklinde çalıştım. 2012 yılı içinde iş dünyasının aslında bana göre olmadığına karar vermem itibariyle metamorfoz sürecim başlamış oldu. Peşimi bırakmayan “müzik üretimi” isteği doğrultusunda o aralar çalışıp, boş kalan zamanlarımda da dijital klavyemde gayet “ev yapımı” minimalist improvizyonlar ve irili ufaklı elektronik besteler, EP’ler yaparak bunları Youtube, Soundcloud gibi sosyal platformlarda paylaşmaya başladım.

Peki, bu süreç piyano ile olan serüvenine nasıl evrildi?

Müzik yapmaya başladıktan yaklaşık dört yıl sonra akustik ve natürel kayıtlar daha çok ilgimi çekmeye başladı. Akabinde modern klasik müziği ve dünyada bu işi yapan müzisyenleri keşfetmem ve geçmişte piyanoya da yabancı olmamam sayesinde yoluma akustik piyanoyla devam etme kararımı kolaylaştırdı.

Ali Başarır

“Müzikte biraz Ay’ın karanlık tarafıyım diyebilirim”

Besteleri nasıl yapıyorsun? Nelerden ve hangi olgulardan ilham alıyorsun?

İlham almak tamamen hayal gücüm ile alakalı. Müzikte biraz Ay’ın karanlık tarafıyım diyebilirim. Dolayısıyla müziğim de biraz karanlık. Canlı veya cansız, natürel olgular üzerinden besleniyorum. Okuduğum bir şiir, bir kelime, rüzgârda sallanırken ses çıkartan bir rüzgâr çanı, mitolojik hikayeler, tinsel öğeler, yaşadığımız dünyevi deneyimler, hayattaki yerimiz, bir ağaç, uçan bir yaprak, hatta kanatlı bir böcek bile bana ilham verebilir. Hayal gücüm hayli renkli. Bazen de tam tersi olarak piyano başına geçtiğimde hiçbir şey düşünmeden tamamen spontane dizeler kendiliğinden ortaya çıkıveriyor, bu durumda da bu dizelerin iç dünyamda bana ne ifade ettiğini düşünüp karar vererek kompozisyonun kimliğini oluşturup geri kalanını ortaya çıkartıyorum. Beste yapmak aslında bana göre teknik gereksinimlerin veya kuralların yanı sıra, tamamen hayal gücünüzü özgürce nasıl kullandığınız ile ilgili.

“Yeni seslere ve müziğe meraklı bir kitle var…”

Şimdiye kadar nerelerde konserler verdin? Türkiye’deki piyano dinleyicisini nasıl buluyorsun?

Bazı sanat platformları ve projeleri dışında şimdiye kadar İstanbul – Moda da bulunan “Piano House”da kişisel ve klasik karma gruplar dahil olmak üzere toplamda sekiz konserim oldu. Türkiye’de henüz neo klasik tarz müziği çok fazla yaygın olmadığı için şu anda bu işler daha çok “ev konseri” konseptiyle çözümleniyor ve ben de bu şekilde dinleyici ile rahatlıkla buluşabiliyorum. Ülkemizde de yeni oturmaya başlayan ev konserlerine daha çok klasik ve alternatif müzik dinlemeyi seven kitle hayli ilgili. Yeni seslere ve müziğe meraklı bir kitle var ve bu kişilerin beni dinledikten sonra merak etmesi ve sosyal medya üzerinden beni takip etmesi oldukça memnuniyet verici. Dolayısıyla kitleden memnunum, olumsuz bir geri dönüş almadım. Konser ve etkinlik mekânlarının artması ve desteği biz müzisyenlerin ilerleyebilmesi adına tabii ki çok önemli bir detay.

Ali Başarır – B-Side

Kaç tane albüm yayımladın?

Şimdiye kadar toplam yedi tane albüm yayımladım. Whispers (2013 – Solo Piyano), Stairway To Dark (2016 – Elektronik / Solo Piyano), Gabriel (2016 – Elektronik), Unhumanity (2017 – Elektronik), The Man Walking In The Dark Forest (2017 – Neo Klasik), Four Tales (2018 – Çağdaş Klasik (Cover), Soul Collector (2019 – Neo Klasik)

Etkilendiğin isimlerden de bahseder misin? Yerli ve yabancı isimlerden kimleri beğeniyor ve takip ediyorsun?

Nils Frahm, Joep Beving, Otto Totland, Ludovico Einaudi, Johann Johannsson, Max Richter, Olafur Arnalds, Hauschka, Jean-Michel Blais, Anja Plaschg gibi isimlerin yanısıra Bach, Ravel gibi klasik müzik bestecileri genellikle besin kaynaklarımı oluşturuyor. Bunun yanı sıra arada kafa dağıtmak adına bu aralar İskandinav Folk Metal ve sakinleştirici olarak da şu sıralar Agnes Obel ve Soap & Skin dinliyorum. Tabii bu isimler sürekli değişiyor, sabit değil. Yerli isimlerden Erkan Oğur ve Piyanist Ayşe Deniz Gökçin’i severek dinlerim.

“Türkiye’de neo klasik müziği daha fazla kitle ile buluşturmak önemli bir hedefim”

Genel olarak bir müzisyen ve daha doğrusu bir piyanist olarak hedeflerin neler?

Müzik ve piyano ile iç içe olmak benim için önemli bir hedef ve şu anda da yaşamaya devam ettiğim bir tatmin. Bu sayede Türkiye’de neo klasik müziği daha fazla kitleyle buluşturmak da önemli bir hedefim. Konser vermek aslında albüm yapmaktan daha kıymetli benim için. Dolayısıyla bir süre daha şu anda hali hazırda ki bestelerimi dinleyici ile tabii şartlar dahilinde Türkiye genelinde canlı olarak buluşturmak isterim. Kendimle ilgili de ilerleyen zamanlarda yeni albüm çalışmalarının yanı sıra, görsel prodüksiyonlar ve projeler için müzik üretmeyi çok isterim; film, dizi, belgesel, müzikal vesaire gibi…

Son olarak dinleyiciler seni nerelerden takip edebilir?

The Man Walking In The Dark Forest” ve 10 adet tekli parçalarımdan oluşan “B – Side” Albümü Spotify, Apple Music, Tidal ve Deezer’da “Poco Digital” etiketiyle yayında. Son albümüm “Soul Collector” ise yaklaşık bir ay sonra dijital platformlarda olacak.

TMWIDF: https://www.notion.so/Ali-Ba-ar-r-The-Man-Walking-In-The-Dark-Forest-23384aa3db1e48bc90d3ce0c7c065238

B SIDE:  https://www.notion.so/Ali-Ba-ar-r-B-Side-afc5778769c54da5bde80dd020af588e

Facebook: facebook.com/alibasarirofficial
Instagram: instagram.com/alibasarir
Soundcloud: soundcloud.com/ali-bsrr
Youtube: youtube.com/user/carrighfergus

EP’Ler

1 – WHISPERS (2013) – NEO CLASSICAL
2 – STAIRWAY TO DARK (2016) – DIGITAL INSTRUMENTAL
3 – GABRIEL (2016) ELECTRONIC SAMPLER
4 – UNHUMANITY (2017) – ELECTRONIC SAMPLER
5 – THE MAN WALKING IN THE DARK FOREST (2018) – MODERN CLASSICAL & ORCHESTRAL
6 – FOUR TALES (2018) – CLASSICAL COVERS
7 – SOUL COLLECTOR (2019) – MODERN CLASSICAL & ORCHESTRAL

Konserler

1 – 05 Ağustos 2018 (Piano House – Moda / İSTANBUL)
2 – 26 Ocak 2019 (Piano House – Moda / İSTANBUL)
3 – 09 Şubat 2019 Classical Karma (Piano House – Moda / İSTANBUL)
4 – 02 Mart 2019 Classical Karma (Şişli Etfal Kanserli Hastalar İçin Yardım Konseri – Piano House – Moda / İSTANBUL)
5 – 10 Mart 2019 Classical Karma (Piano House – Moda / İSTANBUL)
6 – 06 Nisan 2019 Classical Karma (Piano House – Moda / İSTANBUL)
7 – 05 Mayıs 2019 Classical Karma (Piano House – Moda / İSTANBUL)

Etiketler: Ali Başarır
Şeyma Akgöz

Yazar Şeyma Akgöz

89 doğumlu, Aslan burcu insanı. Ulusal bir ajansta Medya İlişkileri / PR üzerine çalışıyor. Yaklaşık 10 yıldır sırt çantasıyla kamp yaparak seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim / yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, yoga, mistisizm, okültizm, ezoterik öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

Bir Yorum Bırak