close
Kamp-OtostopSeyahat

Salda Gölü’nden her şeyin başladığı noktaya, Olimpos-Çıralı’ya

Son zamanların ağızdan düşmeyen seyahat noktalarından biri olan Salda Gölü, beklediğim etkiyi üzerimde çok da yaratmadı. Sanırım popülerleşen bu nokta beklentimi bayağı yukarılara çıkarmıştı.

Ankara’dan arka yolları tercih ederek kardeşimle yola çıktık. Otostopla gecenin bir vakti Salda Gölü Yeşilova Belediyesi Halk Plajına varmıştık. Google Haritalar, en kısa rota olarak arka yolları gösterse de işleklik bakımından bu yolu kullanmanın çok da mantıklı olmadığını anladım. Öteki türlü arka, köy yollarında herhangi bir aracın geçmesini, geçen aracın almasını uzunca bir süre bekliyorsun. Yolun daha kısa olması çok bir şeyi değiştirmiyor. Lakin zaman sıkıntınız yoksa yeni yerler keşfetmiş ve güzel yollarda yolculuk etmiş sayılıyorsunuz. Salda’ya giden arka yolları esasında pek keyifliydi. Güzel manzaralı köylerden geçiyorsunuz.

Hayatımın en gerici otostop aracına bu yolculuğumda rastladım. Amca iyiydi ama beynimi eritti resmen. Dinar yolunda tıkılı kalınca bu kamyoncu amca ile tin tin gitmek zorunda kaldık. Ee haliyle vakit akşamı da buldu. Üstüne yağmura tutulduk. Kamyondan indiğimiz noktada, Beylerli Köyü’nün eski muhtarı bizi aracına aldı ve Beylerli Köyü’nün kahvesine getirdi.

Beylerli Köyü, Denizli

Bu noktada Salda’ya 20 km mesafe kalmıştı. Gündüz sık sık geçen gelen oluyormuş ama akşam olduğu için in cin top oynuyor yollarda. Mecbur birkaç saat kahvede bekledik. Haliyle tüm köy ahalisi “Nereden geliyorsunuz, kimsiniz?” sorularını sırayla sormaya başladı. Saatler sonra yandaki bakkalın karısı ile elimde çekirdek, müstakbel gelinini çekiştirirken buldum kendimi. Solcu bir köy, kendini öyle tanımlıyor. Yardımseverler. Kahvede kalmamıza bile izin vermişlerdi. Evlerini açanlar bile oldu ama bizi aracına alan amca, kardeşi ile mazota ortak girerek bizi Salda Gölü’ne kadar gecenin bir vakti bıraktılar.

Noktaya vardığımızda biraz karmaşa yaşadım. Çok kalabalıktı. İşletme içinde daha önce çadırım ile kalmamıştım. Çok fazla çadır ve araç bulunuyordu. Böyle bir şey beklemiyordum. Bulduğumuz uygun yere o gecelik çadırı kurduk. Ertesi sabah arkadaşlarımız gelince de çadırımızı değiştirdik. Bu alana ücretsiz kendi çadırınızı kurabiliyorsunuz. İşletme dışında kalan alanlarda pek ağaç yok. Duş alabileceğiniz ve tuvaletinizi yapabileceğiniz yerler mevcut. Ateş yakabiliyorsunuz. Sit alanının olduğu yere çadır kurmak yasak. İşletmenin olduğu noktalarda bolca alan var fakat gerçekten etraf leş gibi. Cam kırıklarından tutun çocuk bezine kadar birçok çöp ve atık öylece etrafta.

Yüzünüzü göle döndüğünüzde sağ tarafa doğru ağaçlık alana ilerlediğinizde çeşitli meyve ağaçları çıkıyor. Özel arazi aslında ama birkaç tane meyve yemekten zarar gelmez. Üzümleri güzeldi. Karnınız acıktıysa buradan atıştırabilirsiniz çünkü işletmenin menüsünde doğru düzgün bir şey yok, özellikle veganlar için.

Gölde yüzmek tehlikeli. Evet, eğer yüzme bilmiyorsanız tehlikeli olabilir. Dikkat etmekte fayda var. İçi tamamen kum. Basınca içine çökebiliyor. Panik yapmanıza yol açıp, sizi sıkıntıya sokabilir. Yoksa belirli yere kadar derinleşmiyor. Suyun rengi turkuaz gibi, kumlar beyaz. Maldivlere benziyor mu bilmiyorum ülkedeki diğer göllerden biraz daha farklı olduğu kesin.

Suyun keyfini çıkardıktan sonra kumu vücudunuza sürüp, zombi gibi yürümeyi unutmayın. Hem kil banyosu vücudunuza iyi gelecek.

Salda’ya Agartha Festivali için gitmiştik. Festivalin çok kötü bir organizasyona sahip olması ve yaşanan çirkinlikler nedeniyle 10 kişi ekipte yer almak istemeyip, alanı terk etti. Alandan ayrılmadan önce ismini Neon koyduğumuz küçük köpekçik de bize katıldı. Şimdi ömürlük yuvasında sevgi ile yaramazlıklarını yapıyor. Öyle alanda kendi başına dolanırken ve açken bulduk. Bizimle birlikte belirli bir süre otostop yapıp, kamp attı.

Canım Neon <3

Olayın ardından şurada bir açıklama yapmıştım. Sonrasında 10 insan ve 2 köpek ile Olimpos semalarına kadar otostop çekip, çoğu ile yeni tanıştığımız arkadaşlarla kamp yapıp çok eğlendik. Bundan sonra otostop için dört kişiye fazla diyene şaplak atarım. 12 birey nerelere sığıp, neredeyse hiç ayrılmadan gitmek istediğimiz yere vardık.

Çıralı-Olimpos benim için üç sene önce seyahatin tam anlamıyla başladığı yerdi. Üç senenin ardından tekrar oraya gitmek güzel hissettirdi ve bu sefer de gerçekten güzel vakit geçirdim. Gizli noktalarda bulunan çok güzel evlerde misafir kaldık. Sahilde, ormanda yatıp, antik kentin içindeki dev incir ağacından 12 saat inmedik.

Anlattıklarımın bu kısmını da içeren bu yolculuğum hayatımın en eğlenceli ve verimli anılarını kapsıyor. Çok şey öğrendim, çok eğlendim ve güzel insanlarla tanıştım. Şimdi yeni anılar oluşturma zamanı.

Facebook Yorumları
Tags : ÇıralıEğlenceKampOlimposOtostopSalda GölüSeyahatYeşilova Belediyesi Halk PlajıYolculuk