close

We are the Hippies

PsychedelicRöportaj

Murtada Fasial, “Psytrance için en iyi bölge Türkiye”

Murtada Fasial, beş sene önce tanıştığı psychedelic kültürün peşini takip ederek yola çıktı ve şimdi Türkiye’deki psychedelic müziğin tarihini belgeliyor. Festivalleri ve etkinlikleri geziyor, fotoğraf çekiyor, video kaydı alıyor, dj’lerle röportaj yapıyor. Space Pirates partisinde Murtada ile tanışmamızın ardından projesi üzerine biraz konuştuk. Bu heyecan verici belgeseli izlemek için sabırsızlanıyorum.

Kendisinden ve projesinden bahsetmesini istedim. Murtada da başladı anlatmaya “26 yaşındayım, 1991 senesinde Irak’ta doğdum. Bağdat”ta özel bir üniversitede İngilizce tercümanlığı okudum ve freelance olarak videografiker, fotoğrafçı, çevirmen ve yapımcı olarak çalıştım. Çok az da müzik yapıyorum. Deneysel ambient ve drone türlerinde… Çünkü yaptığım belgesel nedeniyle psytrance forest ve darkspy mixing’i öğreniyorum.

Irak gibi ülkelerde büyümek zor çünkü rüyalarınız ve hatta hayalleriniz üzerinde toplumdan gelen birçok kısıtlama var. Şanslıydım ki beni her zaman destekleyen annem hep yanımdaydı. 18 yaşıma geldiğimde fotoğraf sanatına aşık olmuştum. O zamandan beridir fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Fakat buna rağmen sinema benim hedefimdi. Sinema ile ilgili her şeyi öğrenmeyi planlıyordum. Bir film yapımcısı mümkün olduğunca her şeyi bilmeliydi çünkü sinemada bir şeyleri oluştururken birçok bilgiye ihtiyaç duyuyor insan.

Psychedelic müziği, ilk defa beş yıl önce arkadaşım vesilesi ile Türkiye’de dinlemiştim ve şöyle demişti bana “Bu, yeni jenerasyonun müziği.” O zaman bunu pek ciddiye almamıştım. Fakat beş yıl sonra bu müziği daha çok dinlemeye ve rave’lere gitmeye başladım.

“Psytrance, bir kültür ve yaşam tarzı”

Bütün yaşamım ve düşünce tarzım değişti. Sonrasında bu müzik üzerine film yapmaya karar verdim çünkü bana çok şey kattığını hissediyordum ve bunun için bir şeyler yapmalıydım. Müziğin enerjisini gösteren iyi kalite ile çekilmiş filmler ne yazık ki çok fazla yoktu. İnsanlar bunu bilmeliydi çünkü psytrance çok iyi ve ilginç olmakla birlikte aynı zamanda bir kültür ve yaşam tarzı. Sınırları yok ve herkes eşit. Psychedelic insanlar farklı, onlar özel. Bir milletleri yok, ırkları yok… Psytrance’ın içindeki harikalardan biri de bu.

“Türkiye hayatımı değiştirdi”

Türkiye’yi seçtim çünkü benim favori ülkem ve benim için çok özel. Sırt çantam ile gezmeye başladığımda ziyaret ettiğim ilk ülkeydi. Hayatımı değiştirdi çünkü birçok ülkeden birçok insanla tanıştım. 2012 ve 2013 yıllarında gittiğim zaman tanıştığım kişilerle arkadaşlığım hâlâ sürüyor. İnanıyorum ki psytrance için en iyi bölge Türkiye çünkü çok merkezi ve çatışma ülkelerinden gelen insanlar için harika bir buluşma noktası.

Örneğin; İranlılar, Iraklılar, İsrailliler ve Suudi Arabistanlılar için Ortadoğu’da buluşabilecekleri en kolay yer Türkiye çünkü diğer ülkeleri ziyaret etmeleri imkânsız. Psytrance adına bu çok iyi bir şey. Türkiye’de böyle bir sahne ise harika çünkü farklı ülkelerden birçok insan var. Araplar, İranlılar ve diğer milletler… Türkiye, Ortadoğu’nun psytrance mekkesi gibi.

Türkiye’de yürürken ve film yaparken kendimi evimde gibi hissediyorum çünkü ilk başta herkes beni Türkiyeli sanıyor. Türkiyelilere benziyorum ve Irak kültürü de neredeyse aynı. Araplar ve Türkiyeliler arasında birçok ortak nokta var.”

“Bir gün ilk festivali yapacağız”

Irak’ta psychedelic kültür var mı?
“Ne yazık ki Irak’ta böyle bir kültür yok. Psytrance dinleyen çok az insan var. Çok üzücü ki rave’ler veya partiler yok. Umut ediyorum ki bir gün Irak’ta ilk festivali yapacağız ve diğer insanları ve arkadaşlarımızı davet edeceğiz. Özellikle Türkiyeli ve İranlı arkadaşlarımızı.”

Belgeselini ne zaman bitirmeyi planlıyorsun?
“Sezon bittiğinde bitecek çünkü farklı partileri ve festivalleri kaydediyorum. Belki diğer ülkelerde farklı bölümlerini çekerim. İki aydır Türkiye’deyim ve kulüpleri, rave’leri, iki festivali ve after partileri filme kaydettim. Diğer büyük festivaller için Eylül’de Türkiye’ye tekrar geleceğim.”

“Psytrance ve film festivallerinde izleyebileceksiniz”

Belgeseli ne zaman ve nerede paylaşmayı düşünüyorsun?
“Umut ediyorum ki film festivallerinde ve psytrance festivallerinde gösterilecek. Hepimiz dans ederken kendimizi izleyebileceğiz. Fakat BBC, NetGeo gibi iyi televizyon kanalları da isterse neden olmasın. Yine de belgeselin film festivallerinde kalmasını tercih ederim. Belki 5 yıl gibi bir süre sonra online da paylaşırım.”

Türkiye’den favori Dj’lerin ve yapımcıların kimler?
“Bu gerçekten zor bir soru çünkü birçok çok iyi Dj ve yapımcı var fakat Onur (Pack), Saki, Fulya ve Pınar”ı söyleyebilirim. Aynı zamanda Türkiyeli olmayan ama Türkiye’de yaşayan Shnsho ve Nonstopfuture da favorilerim arasında.

Favori yapımcım ise müziğine hayran kaldığım Mhakavaya ve Gypsydelic ve elbette çılgın ruhlu, İranlı Erfan.

Asaf Zeki Yüksel ise benim en favori sanatçılarımdan biri; çoklu yeteneğe sahip bir sanatçı ve birçok şey yapıyor. Onun resimlerini ve müziğini seviyorum.”

Daha fazla oku
Röportaj

Giovanni Scognamillo: “Bu benim Beyoğlu’m değil”

Giovanni-Scognamillo

Yazar, araştırmacı, sinema tarihçisi, Beyoğlu Levanteni Giovanni Scognamillo 1929 yılında İstanbul’da doğdu. Kalabalık bir ailenin içinde Asmalımescit’teki eski bir binada yaşamış Giovanni, Rum bir anne ile İtalyan asıllı bir babanın tek çocuğudur. Babası El Hamra sinemasının müdürü iken eniştesi de Kadıköy’deki Süreyya Sinemasının müdürüydü.

Daha fazla oku
Müzik&Sinema&Kitap

Doğrulama El Kitabı: Kriz anlarında dijital verilerin doğrulanması için rehber

dogrulama-el-kitabi

İnanılmaz bir bilgi kirliliği var. Kriz anlarında ise bu kirlilik iki katına çıkıyor. Sosyal medya eliyle de yalan yanlış haberler ışık hızı ile yayılıyor. Bu sahte içerikler bizi daha da galeyana ve karmaşaya sürüklüyor. Bizler bu sahte içerikleri bilerek yaymazsak da ilk oluşturulma amaçları pek iyi niyetli olmayabiliyor. “Bazı insanlar haber kurumlarını ve kamuoyunu aldatmak için sahte internet siteleri oluşturur, Twitter hesapları açar, görselleri montajlar ya da videolara müdahale eder.” Bu içeriklerin doğrulanması gerekiyor.

Daha fazla oku
Röportaj

Nimet Arıkan: Kimliksiz 10 yıl bir yaşamdan dövme sanatçılığına

Nimet-Arikan

Dünyayı insan merkezli değil doğa merkezli düşünen ve bu yönde yaşayan Nimet Arıkan, doğa ve içindeki tüm canlıların eşit derecede önemsendiği bir dünyanın var olmasını diliyor. Bir zamanlar kimliksiz yaşamak zorunda kaldığı için fikirlerini de saklamak zorunda kalan Arıkan, şimdi ise Türkiye’deki kadın dövmecilerin görünürlüğü için çalışmalar yapan bir dövme sanatçısı.

Daha fazla oku
RöportajVeganizm

Gökçer Korkmaz: Ömrünü hayvanlara adayan iyi kalpli bir insan

gokcer-korkmaz-

Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde yaşayan, 1982 doğumlu Gökçer Korkmaz, kelimenin tam anlamı ile gerçek bir hayvansever. Yürüdüğü, gördüğü her yerde kedileri, köpekleri, kuşları, tüm hayvanları elinden geldiğince besleyen, seven bir çocukken şimdi de ömrünü insan-dışı hayvanların hayatını iyileştirmeye, kurtarmaya adamış bir birey. Kendi imkânları ve gönüllülerin desteği ile her gün yeni bir hayvanın tedavisi ve bakımı ile ilgileniyor.

Daha fazla oku
Müzik&Sinema&Kitap

İnsan hakkı ihlallerinin bir diğer yüzü: “Akıl Hastanesindeki Hayat”

depo-akil-hastanesi

Ankara Yeni Sahne 17 Aralık 2015 tarihinde, RUSİHAK‘ın (Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği) 2011-2014 yılları arasında Avrupa Birliği Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği ve Global Dialogue tarafından desteklenen sivil izleme projesi kapsamında çekilen, Ege Kanar ve Can Dinlenmiş‘in yönettiği ve Türkiye’nin bölgesel ruh sağlığı hastanelerindeki koşulları ve yaşamı konu alan belgeselin gösterimine ev sahipliği yaptı. Akıl Hastanesindeki Hayat film gösteriminin ardından RUSİHAK Yönetim Kurulu Üyeleri Şehnaz Layıkel ve Emre Barca ile filmin yönetmenleri Ege Kanar ve Can Dinlenmiş, Zafer Kıraç moderatörlüğünde söyleyişi gerçekleştirdiler.

Daha fazla oku